Yazıya Giriş

Yazabilir miyim acaba diye kendinize soruyorsanız, yazmak istediğiniz, anlatmak zorunda olduğunuz konular var ama bir türlü onları kağıda aktaramıyorsanız…
· 25/12/2017

Yazmanın, hikayelerimizi anlatmanın ne kadar kolay olduğunu bu sanal atölyede yaşayacaksınız. Yazabileceğiniz konuları keşfedecek, onları yazmak için bir çalışma düzeni oluşturabilecek, her gün yazabilecek, yazdıklarınızın sizin içinizde var olan bir kaynaktan çıktığına tanık olacaksınız. İçinizde ‘yazabilen’ o kişiyle tanışacaksınız.

Bu atölyemiz 20 Mayıs 2021 tarihinde başlayacaktır.

Yazıya Giriş Atölyemizin Akşam Grubu Zoom toplantıları her hafta Perşembe Günleri 20.30-22.30 arasında yapılmaktadır.

Yazıya Giriş Atölyemizin Gündüz Grubu Zoom toplantıları her hafta Cuma Günleri 11.00-13.00 arasında yapılmaktadır.

Atölye İçeriği

Hepsini Göster
Ders İçeriği
0% Tamamlandı 0/2 Adım
Ders İçeriği
0% Tamamlandı 0/2 Adım
Ders İçeriği
0% Tamamlandı 0/2 Adım
+155 katılımcı
Henüz Başlamadın

Atölye İçeriği

  • 4 Ders
  • 8 Konu

10
Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
9 Yorum sayısı
1 Yorumlara gelen cevaplar
9 Takip edenler
 
En beğenilen yorum
En ateşli yorum
7 Yorum yapanlar
mahinur songül çenetoğluFurkan KaramancRen .Fulya DuralDeniz Köker Güncel yorum yapanlar
  Bildirim al  
Bildir
mahinur songül çenetoğlu
Üye
Noble Member

dün akşam yazıya giriş atölyesindeydim ödev kısmına giremiyorum lütfen yardımcı olurmusunuz??

Deniz Köker
Üye
Member

CADI Cadıları ortaçağda yakmışlar, belki bilgeliklerinden belki de şifacılıklarından korkmuşlar. Cadı deyince o yüzden aklıma bize dikte edilen kanca burunlu, kambur, çıbanlı kadınlar gelmiyor. Mücadeleci, olanı boynu bükük kabul etmeyen, ezber bozan, zulüm karşısında susmayan hemcinslerim geliyor gözümün önüne. Ama bu kadın öyle değil. Toplumun kullandığı manada cadı. Ya da cadaloz mu desem acaba? İkiyüzlü olduğunu hissedebiliyorum, hissetmek mi, neredeyse dokunabileceğim. Telefonun ucunda bile onun sahteliği sanki fiziksel bir kütle gibi duruyor. Dokunsam uzanabileceğim. Havaalanından aradı bi de, bu kadar da kontrolcü olunmaz ki. Son anda bile direktif veriyor yeni işle ilgili. “ Kabakları rendelediği cam kaseye baktı. Sanki rendelerken,… Devamını oku »

Deniz Köker
Üye
Member

Pilli radyosunun anteniyle oynadı. Saatlerce bekledikten sonra radyo teklemeye başlamıştı, iyi mi? Tam maç saati… Olacak şey değil dedi. 80’li yılların ruhuna uygun turuncu desenli perde rüzgardan titreşiyordu. Maarif takvimi duruyordu masanın üzerinde. HAziran 1984… Ne hızlı geçmişti. Sığındığı futbol en azından sadıktı ona. Epeydir tıraşsızdı, kaç gün olmuştu hatırlayamadı. En son tıraş olduğunda yağmur yağıyordu, şimdiyse haziran sıcakları gelmişti şehre. Karışan sakalını kaşıdı. Radyonun pili mi bitti acaba diye düşündü. Kalktı ağır adımlarla, pil aramaya gitti. İçerdeki odadan sürüdüğü terlik sesi geliyordu. İçtiği onca sigara enerjisini alıyordu sanki, dışarı çıkmamasının da etkisi vardı. Sanki bacakları yürümeyi unutmuş gibiydi. Sürüyordu… Devamını oku »

Furkan Karaman
Üye
Member

Yazmak güzeldir.
Önünde beyaz bir sayfa vardır ve senin sihirli dokunuşlarını bekler.
Sınırın yoktur eğer istersen. Hamur gibi yoğurabilir, istediğin şekli verebilirsin.
Hayatta güzeldir.
Acısıyla ve de tatlısıyla.
Acı daha fazla ilgi çekiyormuş. Anlıyorum şimdi neden şarkıların hep ayrılık, yalnızlık içerdiğini.
Çok garip aslında sadece acıyla yürekleri sızlatabilmek.
Ben isterdim ki kahkahamla, mutluluğumla da bunu yapabileyim.

cRen .
Üye
Member

ROMAN Bir roman karakterine ev tasarlayın demişti edebiyat öğretmenimiz. Ciddi ciddi oturup çingene evi tasarlamıştım. İşte bu kadar uzaktım edebiyattan. Oysa çok okurdum ama beynim farklı programlanmıştı. Çocukken yaptığım saçmalıklardan bahsetmiyorum bile. Geri geri gelen kamyona “huuoppp toplaaa gel aaaabiii” diye bağırmak istiyorum. Cesedimin aya gömülmesini istiyorum birde. Zaman zaman beynimdeki düşüncelerin birileri tarafından algılanabildiğini düşünüyorum. Sanki beynimdeki konuşmaları duyuyorlar. Bildiğim kadarı ile şizofrenik bir durumum da yok. Sen de Led Zepplinin tek kişi olduğunu sandın mı Hiç? Ne ilginç kafa. İçi dolu mu boş mu bilmiyorum. İnançlı biri değilim ama günah sayılacak günah sayılacak hiçbir günahı işlemedim. Bazen sürekli… Devamını oku »

Deniz Köker
Üye
Member

Roman kahramanına Çingene evi tasarlamak… Belki edebiyat tam da bu… : )

Fulya Dural
Üye
Member

Gerçeklik; gercek olmayan ne diye baktiğimda gercek kaliyor geriye.Herkese göre sebebi değisen ama herkeste ayni etki yaratan bir öngörü aslinda.Hersey öyle degil mi zaten.Yediklerimiz, ictiklerimiz,dinlediklerimiz yada izlediklerimiz gibi daha bircok yaşam alanımızı olusturan herşey birbirimizi birbirimizden ayırmıyor mu.Seçenekler dahilinde sectiğimiz tercihlerin sonucundan ibaretiz her birimiz.Kimisine iyi kimisine kötü gelen farklı bakış açılarının etkisini yaşıyoruz.Bazen bilerek bazen de bilmeyerek bir şeylerin gidişatına sebep yada yön oluyoruz.Kime göre neye göre misali hayatlar silsilesinde geciyoruz.Bazen farkinda bazen etkisinde kaldiklarimizin sonucunu yaşayarak ögreniyoruz herseyi.Doğrusu ne diye soru geliyor bu sefer.Dogru olmayan ne diye bakarsak duruma geriye dogrular kalıyor bu sefer.Hep birseylerin zıttından mevcut bir… Devamını oku »

Deniz Köker
Üye
Member

Öğütleyin… Her şeyi öğütleyin. Şunu yap, bunu yapma. Ömür boyu… Çocukluktan ergenliğe, ergenlikten ermişliğe… Hep siz bilirsiniz, hep siz doğruyu anlatırsınız.Yağmur yağıyor mis gibi dışarıda. Tüm öğütleri süpürse de geriye herkesin kendi deneyimiyle yaşadıkları, keşfettikleri kalsa. Tertemiz, öğretilmişliklerden uzak. Keşfederek bir bebeğin parmağını uzatarak çekinerek dünyayı bilmeye, bulmaya çalışması gibi. Çiğ tanesinin yaprağı keşfedişi gibi. Toprağın tohumu, tohumun meyveyi yeniden bulması gibi. Yeniliklerin içeriden dışarıya yansıması gibi, bilmediğin topraklara adım atmak gibi. Hiç düşünmediğin bir ülkeye gitmek, hep bildiğin yerleri terkedebilmek gibi. Kimsenin düşünmediğini düşünüyorsan da kabul etmek kendini. Uzun mektuplar yazmak bugünden, yarına. Yarını umutla beklemek. Hep daha iyi… Devamını oku »

elif özdemir
Üye

bazen zamanın nasıl geçtiğini bilmezsin..su gibi akıp gidiyor anlat işte suya neler yaşadığını temizlenir belkide yüreğin akar gider o karmakarışık duygular iyi ki var dediklerin uzaklarda var olanlar dibinde şimdi gelde temizlensin yüregin hayat hep neyselerle dolu bakalım neler nler olacakk..

mehtaptastemel
Üye
Member

KEŞKE; Acizlik midir keşke demek yoksa bir öğreti midir? Aslında nasıl baktığın ile ilgili sanırım. Hepimizin keşke dediği şeyler vardır ama o “keşke” lerde ne kadar kalıyoruz? Düşündüğümde aklıma özellikle bir şey gelmiyor, keşke kendime çok daha fazla ben gerçekten ne istiyorum diye sorsaydım, benden bekleneni değil de, istediklerime daha fazla kafa yorsaydım, kalbimin yörüngesinden sapmadan, yapmam gerekeni düşündüğüm ya da benden beklenen gibi değil ama içimden geldiği gibi davransaydım mı acaba dedim. Her şey çok mu farklı olurdu? Belki de, peki, şu an hayatımın daha farklı olmasını istiyor muyum, hayır? Bu çok basit gibi görünen muhasebe, yaşam kalitemiz için… Devamını oku »