2021 – Yıldırım kartı

Yazı Evi’nin ilk yıllarında her yılbaşı bir Osho Zen kartı çekerdim, bizim için. Önümüzdeki seneye adım atmadan önce bize yol göstersin isterdim. Son yıllarda, fark etmeden bıraktım bu alışkanlığımı. Geçenlerde eski defterlerimi karıştırırken hatırlattı sayfalar bana. Alışkanlıklarımızın altüst olduğu, rutinlerin değiştiği bu dönemde eski bir alışkanlığı canlandırmak onu bugün için yeni bir alışkanlık yapma fikri iyi geldi. O yüzden 2020’yi 2021’e bağlarken bizim için bir kart çektim – Yıldırım Kartı çıktı bize.

Bir kuleye inen yıldırımlar kulede yangın başlatıyor. Kulenin her yeri yanıyor. Çıplak bir adım ve kadın kuleden istemsizce düşüyorlar. Kartın ortasında, kulenin üzerinde silik bir görüntüde meditasyona oturmuş biri var. Osho’ya göre bu her şeye şahitlik eden bilincimizi temsil ediyor. 

Kartın açıklamasında şöyle diyor: Şu anda dengeniz altüst olmuş olabilir, ayağınızın altından güvendiğiniz toprak çekilmiş gibi geliyor olabilir. Güven kavramını sorguluyor olabilirsiiz. Bu durumlarda insan içgüdüsel olarak bir şeylere tutunmak ister. Bu içsel sarsıntı hem gerekli hem de çok kıymetlidir. Ona izin verirseniz, yıkılan dökülenlerin arasından daha güçlü çıkarsınız. Bu da bana Haruki Murakami’nin Sahilde Kafka romanında okuduğum bir şeyi hatırlatıyor:

“Ve fırtına dindiğinde, içinden nasıl geçtiğinizi, nasıl hayatta kalmayı başardığınızı hatırlayamayacaksınız. Fırtınanın geçip gittiğinden de emin olamayacaksınız. Ancak kesin olan bir şey var ki, fırtınadan çıktığınızda siz aynı kişi olmayacaksınız, fırtınanın anlamı da budur.”

İngilizce’de bir laf vardır, çıkan her şey inmek zorundadır. Fırtınalar da geçer. Geçtiklerinde bulutlar dağılır, gökyüzü daha berrak, daha aydınlıktır, hava temiz kokar ve ufka baktığınızda daha önce göremediğiniz uzakları görebilirsiniz. 

Yıldırım kartındaki iki çıplak insan belki de bize arınmamız gerektiğini hatırlatıyordur, belki maskelerimizden ve kostümlerimizden arınmamız gerektiğini söylüyordur, belki de yalanlarımızdan kurtulmamız gerektiğini anlatmaya çalışıyordur. Hatta şu anda istesek de istemesek de arınmak zorunda, çıplak kalmak zorunda olduğumuzu hatırlatıyordur. Onu herkes kendi deneyimi, bilgisi ve içinde bulunduğu duruma göre yorumlayacaktır. Yorumlayın da. Oturup çıplak olmayı yazın. Bedenen, ruhen çıplak olmayı. 

Meditasyona oturmuş o silik kişi, tüm bunların arasında duruyor öylece. Dünya yıkılıyor, her şey yanıyor, şimşekler iniyor, o öylece oturuyor. Eskiden şahit olmayı bilirdik, yaşardık. Sanırım hala bu şahit halimizi en çok ölümlerin ardından yaşıyoruz. Ölenin yakını için yapabileceğimiz tek şey, yanında olmak, orada durmak ve acısına şahit olmak oluyor. O acıyı alamayız, hafifletemeyiz. Yaşanması gereken her neyse o yaşanacaktır. Belki de bu kartta benim için en önemli mesaj bu oluyor. 

Kendimize yarattığımız kulelerden düşmek bazen dayanılmaz gibi gözüken acılar verdiğinde, alıştığımız her şeyi bizden söküp aldığında ve bizi çırılçıplak bıraktığında, biz olanları yaşamak zorunda kalırız ve acı çekeriz, çünkü insanın yapısı böyle. Kuleleri güven duymak için inşaa ederiz. Bu iyi bir şey. Evde bir yemek kokusu, sıcak bir fincan çay, karlı kışta kalorifere ayağınızı dayamak, sevdiğiniz birisinin omzuna başınızı yaslamak, size huzur veren objeleri evin belli yerlerine yerleştirmek, dostlarla buluşmak…bunların hepsi güzel şeyler, güven veren şeyler ve olmalı. Ama bunlar bir ilüzyona, ölümsüz varlıklar olduğumuz, en önemli kişinin biz olduğu, kendi isteklerimizin herkesin isteğinden önce gelmesi gerektiği inancına dönüşmemeli. Kulelerin güvenini yaşarken onların kalıcı olduğu ilüzyonuna kapılmamalıyız. Bu kart bana bunu hatırlatıyor. Size ne diyor?

Hayatta her şey dengeye gelme çabasındadır. Biz bunu unuttuğumuzda, sahip olduğumuza inandığımız şeylere, kendimize yarattığımız kimliklere sımsıkı sarılıp dengeyi bozduğumuzda, sadece ışığın varlığına inanıp gölgelere bakmadığımızda, dengeye gelme çabası sistemde sürer. 

2021’de hepimiz için dileğim:
Her şey dağıldığında, bildiğimiz her şey sarsıldığında, yok olduğunda ve biz panikle sahip olduğumuza inandığımız ve alıştığımız her şeye sımsıkı tutunmaya çalışırken bir an için durabilecek gücü bulalım. Fırtınayı kontrol edemeyebiliriz, şimşekleri engelleyemeyebiliriz ama durmayı biz başarabiliriz. Duralım ve kısa bir süreliğine de olsa yaşananlara sadece şahit olalım. Gözlemde kalalım. Yeni bir yıla, yeni gözlerle girelim. Hayata farklı yerlerden bakmayı deneyimleyelim. Alışkanlıklarımızı atalım demiyorum. Onlara yeni bakış açıları ekleyelim. Daha önce girmediğimiz bir yola girelim belki, pişirmediğimiz bir yemeği deneyelim… üzerinde bir etkimiz olamayacak şeylere değil, etki edebileceklerimize odaklanalım. Kurban olmaktan, geçsin diye beklemekten çıkalım önümüzdeki fırsatların en küçüğünü alıp elimize, dünyaya yeni bir yerden bakarak, fırtına sonrasında değiştiğimizi kabul ederek ilk adımı atalım. 

Osho Zen Tarot destesinde Yıldırım kartının hemen arkasından sırada Sessizlik kartı gelir. Biliyor muydunuz? 

2
Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
2 Yorum sayısı
0 Yorumlara gelen cevaplar
2 Takip edenler
 
En beğenilen yorum
En ateşli yorum
2 Yorum yapanlar
Mutlu SoykurtTuğçe Yıldırım Güncel yorum yapanlar
  Bildirim al  
Bildir
Mutlu Soykurt
Üye

Pandemiyle altüst olan dünyamızda ve yaşantımızda herşey tepetaklak oldu ya acının farklı versiyonları girdi hayatımıza, daha önce bu kadar farkındalıkla kafa yormadan ve üstünde durmadan geçiştirdiğimiz her olayı derinlemesine düşünür olduk, neden sonuç ilişkilerini sakin kaldığımızda ve beynimiz daha dingin olduğunda farklı açılardan değerlendirebildik…ve yeni pencereler açılmaya devam ediyor hayatımızda ve belki de canımızı en çok acıtan kişiye ve olaya bile sevgiyle bakıp yeni bir anlayış getirebiliyoruz. Ördüğümüz duvarları esnetip genişletebiliyoruz ve belki zamanı geldiyse ortadan kaldırabiliyoruz bile…2021 yüksek farkındalıklı ve kendimize iyi davrandığımız, her duygumuzu önemsediğimiz, içimizdeki bizi duyduğumuz bir yıl olsun, sevgilerimle…

Tuğçe Yıldırım
Üye
Trusted Member