Adımlarım: Öykü Uyar Tekşen – ….’sındayım

3.05.2020 Yazarlar Kulübü İle Yazdık…

Alıştırma 1: “Yazı yolculuğumun …’sındayım.”

Yazı yolculuğumun beni heyecanlandıran, midemi bulandıran, bu bulanıklığı yaşama gücünü kabul edersem safralarımı kusup rahatlayacağım bir evresindeyim, sanıyordum!
Ama dün fark ettim ki kusmuşum safralarımı. Hatta öyle ki kustukça rahatladığımı fark etmeyecek kadar kusmuşum, gitmemesi gereken yararlı bakterileri de o yaşantılarıma heba etmişim. Üzüldüm mü? Hayır.
Dolmuşum öyle dolmuşum ki, yeniyi neden alamadığımı sorgulamayı bile unutmuşum. Gelen dönmüş kapımdan, gelen kapımı çalamadan dönmüş. Çöp ev misali kokutmuşum evimin dış duvarlarını bile. Yeni yaklaşmış, bir adım daha atamamış.
Sonra bir deprem oldu, ardından fırtına koptu, ardından bahçeme yıldırım düştü, ardından bahçemi çekirgeler bastı.
Hepsi öyle bir anda oldu ki, ben onlar olurken ve onlara bakarken nefes alamadan nefes veremeden “gidecekler, gidecekler, bitecek, bitecek” zikirleri çekiyordum tenimdeki her bir kıl tanesini sayarken.
Bacaklarımdaki kıllara dokunmadım, kollarımdaki, yüzümdeki, çenemdeki, iki göğsümün arasındaki, göbeğimdeki, belimdeki, rahmimdeki kıllara dokunmadım. Onlara dokunmadan onların varlıklarına şahit olarak “gidecekler, bitecek” zikirleri saydım. Nefes alamadan nefes veremeden.
Gittiler, bittiler.
Gökyüzüne yeşil bulut halıları döşendi, ardından sarı sıcak bütün göğü kapladı. Bahçemdeki her bir yaprak, üzerindeki damlaları toprağa bıraktı. Toprak nefes aldı, nefes verdi. Karıncalar ağaç gövdesinden indi, salyangozlar ağaç gövdelerine sarıldı.
Evimin kapısı fırtınada uçtu gitti. Geriye çatlak mermer bir eşik kaldı.
Evimin duvarlarına sinmiş çöp kokusu fırtına ile yıkandı temizlendi.

Alıştırma 2: “Hayat yolculuğumun …’sındayım.”

Hayat yolculuğumun çiçek desenli muffin kabında, fırından yeni çıkmış kakaolu kek görüntüsündeyim.
Kek yapmayı çok sevmeme rağmen ve kek yaparken tam da an’da olduğum süre toplamlarını yaşamama rağmen kek yapmayan bir yolundaydım. Ne oldu? Peki ne oldu da bir kabı çıkartmaya üşendim. İçine, evimde kendim hazırladığım soya sütüne 1 tatlı kaşığı sirke karıştırarak kıvama getirmeyi bıraktım.
Başıma ne geldi de unu elekten geçirmedim, üzerine kakao ekleyip kendimi onun o şekerli kokusundan mahrum bıraktım. Ne oldu da 3 yemek kaşığı zeytinyağını, esmer şekerle, sirkeyle kıvamını bulmuş soya sütüyle karıştırıp el ele tutuşturmadım.
Ben ne yaşamış olabilirim ki, bu karışımın içine un ile kokusu evrene kahkaha attıran kakaoyu onlardan uzak tuttum.
Ben çiçek desenli muffin kalıplarımla, 3 tik tak geçen zamanda renkli istop oynamayı neden bıraktım?
Önceden ısınan ve benimle oynamaya her zaman hazır olan o fırının ateşiyle neden buluşturmadım oyun arkadaşlarımı.
Ve geçecek olan binikiyüz tik tak zaman kadar neyi beklemedim.
Kendimi, ayrı ayrı görünen ama istersem her şeyi birleştirebilecek güce sahip olduğum gerçeğinden neden mahrum ettim?
Ve fırının zili çaldığında, tüm yaşanmışlıklarım harmanlandı, artık hazırsın geçirdiğin yolların ellerinle dönüşmüş çiçekli halini görmeye. Hatta istersen yemeye, hatta istersen ikram etmeye.
Fırının zili çaldı.
Çıkarttım bir eldivenle çiçekli keklerimi.
Çayım fokurduyordu ocakta.
Afiyetle yedim hikayemi.
Mmmm ne lezzetliydi!

Alıştırma 3: “Bu şehirin …’sındayım.”

Bu şehirin, virajlı yolu tehlikeli olan, hatta bu tehlikesinden dolayı şu anda yolunun girişi kapalı olan Tünek Tepesi’ndeyim.
Öyle ki bir şekilde o tepeye çıkabilirsin, aldığın yolu unutur tepeden üçyüzaltmış derece şehirin tüm detaylarını görebilirsin. Bunu ben demiyorum literatür diyor. Ama bak ben sana başka bir pencereden anlatayım bu yolculuğumu ve bu tepeyi.
Evet ben bu şehirin yolları kapalı Tünek Tepesi’ndeyim. Yolu kapandı diye vazgeçmeyen bir öyküsündeyim.
Boşuna mı atılıyor adımlarım. Kapattılar yolu. Uçma diye, yere sağlam bas diye. Tepeye çıktığında havanın sadece bedenine dokunmadığını, ruhunu ele geçirdiğini anladılar. Ele geçirilen ruh dizginlenir mi? Onlar dizginleyemeyeceklerini anladılar ve kapattılar yolu.
Ben attım adımı o virajlı, o dar, 3 tane keçinin yan yana yürümesi zor olan o yoluna.
Sağım uçurum, solum dağın dönen yamacının bir parçası.
Öyle köklü ki yere, “döne döne varacaksın bana” diye fısıldadı. Ağaçlarında kargalar, saksağanlar, yollarında yılanlar, diş dikenlerinde arılar izledi beni, yoluma rehber oldular. Güneş tepeme oturdu, ayaklarım toprak yolda can buldu. Ben kaldırdım başımı baktım dönen dağın heybetine.
Korkma, dedi.
Korkmuyorum, dedim.
Bir uçurtma takılmıştı uçurum kenarındaki kestane ağacına. Baktım yirmiyedi yaşım asılı. Selam çaktım devam ettim yoluma.
Yüzüme bir tebessüm oturdu selam verdiğim öykülerimden sonra. Sahi ben ne zaman bıraktım kendimi sevmeyi.
Bu yolun içinde, bu yolun elinden tutarken, bu yolun sesini dinlerken kendi omuzumdan öptüm.
Tepeye ulaştığımda saç diplerimin arasından bedenimin haklı gözyaşları akıyordu. Tuzlu tuzlu… Dilimle taçlandırdım tuzlu sularımı.
Baktım üçyüzaltmış derece şehire. Şehir değil öyküm akıyordu adımlarımın altında.
Derin bir “oh” dedi kalbim!

Alıştırma 4: “Evimin …’sındayım.”

Evimin; yeşil boş araziye, mavi denize, nemli ormana bakan, mutfakla salonu birbirine bağlayan balkonundayım.
Adına ön balkon diyorlar. Ama yatak odamın balkonuna haksızlık etmek istemediğim için ön balkon demediğim balkonundayım.
Uzun zamandır pisliğe bırakılan bir balkondu burası. Hem de benim tarafımdan, evi beraber paylaştığım yol arkadaşım tarafından.
Kuşların eşek arısı yutup, midesini bozup, cıvık boklar bıraktığı bir balkondu. 2 tane yeşil, 1 mor, 1 sarı saksıda büyütmeye çalıştığım bitkileri öldürdüm ben. Bitkiler kökleriyle atıldı, renkli saksılar içindeki toprakla güneşin altında solmaya başladı. Öyle ki bütün kış yağmur, fırtına gördü bu balkon. Saksıların dipleri sarı sarı safra bıraktı zemine. Balkon demirleri tozdan nefes alamadı. Balkon camları gözlerini kapattı; ne yeşil boş araziyi ne mavi denizi ne nemli ormanı görebildi.
Bir değirmenim var Bodrum’dan getirdiğim, üzerinde rüzgar gülü. Fırtınayla zarar gördü de direndi bana rağmen yaşama tutundu.
Evet, evimin balkonundayım. Elime fırçayı alıp, sirkeli suya batırıp, sarı safraları ellerimle çitileyip pür-i pak yaptığım balkonumdayım. Cıvık kuş boklarını gülümseyerek bir bez yardımıyla arındırdım beton zeminden. Balkon korkulukları nefes alıp verebiliyor. Balkon camları gözlerini açtı. Onların açılan gözleriyle benim gözlerim de görmeye başladı.
Rüzgar gülü değirmenim kendi yerini buldu. Şimdi köşesinde özlediği rüzgarına kavuştu, fıldır fıldır dans ediyor.
Evimin balkonundayım. Elimde karanfilli sıcak suyum, sıkışmış bağırsaklarımın rahatlığını yaşıyorum.

öykü uyar tekşen
03.05.2020
antalya

Öyküden dinlemeden gitmeyin:

10
Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
5 Yorum sayısı
5 Yorumlara gelen cevaplar
6 Takip edenler
 
En beğenilen yorum
En ateşli yorum
6 Yorum yapanlar
Merve Güzelöykü uyar tekşenduygu harmanci karagülleFulya OnceGizem Güncel yorum yapanlar
  Bildirim al  
Bildir
Merve Güzel
Üye
Active Member

Öykü bu sefer ne yazmış diye merakla okumaya gelmek 🙂 Yazarı sevmek, metni de sevmeye dahil 🙂 Ellerine sağlık.

Öykü Uyar Tekşen
Üye
Noble Member

Sevgili Merve, ne güzel geldi sıcak yorumun. Varlığına sağlık (:

duygu harmanci karagülle
Üye
Active Member

Öykü, şahane olmuş. Çok çok çok beğendim. Sarılmak istedim biter bitmez… Eline sağlık 🙂

Öykü Uyar Tekşen
Üye
Noble Member

Duygu, çok çok teşekkür ederim bu sıcak duygun için. Kocaman sarıldık o zaman (:

Fulya Once
Üye
Active Member

Büyük keyifle hem okudum doyamadım uzerine dinledim.. sevgiler

Öykü Uyar Tekşen
Üye
Noble Member

Sevgili Fulya çok mutlu oldum sana keyif vermesine, sevgiler çok (:

Gizem
Üye
Trusted Member

Güzel anlatım, güzel ses, güzel insan… ❤️

Öykü Uyar Tekşen
Üye
Noble Member

Güzel kalplim, çok teşekkür ederim (:

Hülya Biyan
Üye
Active Member

Nasıl güzel akmış. Her birini okurken kendi yolculuğumu da yaptım. Yüreğine kalemine sesine sağlık. Hayatın neresindeysen attığın ilk adımla güller açsın .

Öykü Uyar Tekşen
Üye
Noble Member

Canım Hülya…
Duanı aldım kalbime verdim, orada demleniyor şimdi. Çok teşekkür ederim içten paylaşımın için (: