Başarı Bir Hikaye

Çocukken bisiklete binmek beni çok korkuturdu. Mahalledeki çocukların hepsi biner, ben kenarda oturup izlerdim. Düşmekten korkan bir çocuktum. Yıllar sonra kayak tatili olunca gitmedim. Hep bir ağaca çarpıp ikiye ayrılan çizgi film kahramanları gözümün önüne gelir korkardım. Okul yıllarında sporla ilgili hiç bir faaliyet ilgimi çekmez, bir yarış için takımlar seçilirken, en sona kalır, beni seçen takımın yüzündeki mutsuzluğu yakalar, kendimi hep beceriksiz hissederdim. Hala spor salonlarının o plastikle karışık kokusu içimde bir huzursuzluk yaratır, kendimi asla oraya ait hissedemem. Bunlar ve buna benzer yüzlerce anıyla yazdığım hayat hikayemde ben sporda başarısız birisi oldum.

Resim konusunda fena değildim. Karakalem çalışmalarım hep iyiydi. Renkleri kullanmayı öğrenmeye başlamıştım ve kendimi başarılı hissediyordum ta ki ablamın da resim öğretmeni olan bir resim öğretmeni bana “Hiç ablan gibi yetenekli değilsin” diyene kadar. Sonraki yıllarda başarımı hep sanat okuluna giden ablamın yeteneği ve babamın resim kabiliyeti ile ölçtüm ve bu sefer resim konusunda hikayemde kendime “fena değil” notu verdim.

Edebiyat, sözlü bilgiye dayalı derslerde çok iyi olduğum gerçeğini, ders çalışmayı sevdiğimi, araştırma becerimi, sentez yapabilme kabiliyetimi, haftada beş gün aerobik yaptığımı, yoga yaptığımı, saatlerce odamda yaptığım karakalem çizimlerimi, bunları ve bunlara ek olarak yüzerken, yürürken aldığım keyfi, saatlerce durmadan dans ederken yaşadığım keyfi hep yok saydım, değersizleştirdim. Başarı ölçüm hep yapamadıklarımla ve başkalarının başarılarıyla belirlendi. Hikayemde kayda böyle geçtiler.

Ancak yıllar sonra başarı kelimesini yeniden kendim için tanımladım. Sayılara dayalı olmayan, başkalarının başarılarıyla karşılaştırılmayan bir başarı tanımı bulduğumda, o güne kadar neler yaptığımı, benim için değerli olanın peşinden nasıl gittiğimi ancak gördüm. Başarısızlık hikayemi oluşturan anılarla değil, göz ardı ettiğim diğer yaşanmışlıklarımla yazdığım hikayede başarılı olduğumu gördüm.

Hayat bize bir çok deneyim yaşatıyor. Nasıl hayatınızın tümünü bir romanda, bir kitapta anlatamazsanız, hayatınızın tümünü de tek bir hikayeye bağlayamaz, kendinizi tek bir hikaye üzerinden tanımlayamazsınız. Hayatınızın hikayesini yazarken, bu hikayeyi hangi anılardan anlatacağınız sizin seçiminizdir. Kendime yazdığım hikaye için seçtiğim anılar beni sporda başarısız, resimde ‘fena değil’ bir karakter olarak çizmişti. Başka anıları seçerek kendime yeni bir hikaye yazdığımda ise çocukluğundan beri yapmak istediği tek şeyi, yazıyı, işi yapabilmiş, bundan geçimini sağlayabilmiş, üç kitap yazmış, yazmayı başkalarıyla paylaşmak için alan açmış, yürüyüş yapmayı seven, hayatının her döneminde bir şekilde ya yürüyen, ya yüzen, ya dans eden ya da yoga yaparak hareket eden, her daim masasında boyaları, fırçaları, kalemleri olup, kendini iyi hissetmek istediğinde resim yapan bir karakter çıkıyor ortaya.

Başarı çok göreceli bir şey ve dünyada hiç bir şey tek bir hikayeden oluşmamıştır. Yaşamlarımız katmanlıdır.  Başarısızlık gibi gelen her anın içinde mutlaka başka bir alanda gizli bir başarı vardır. Onu bulmak, anlatılmamış hikayelerimizin izlerini o gölgelerde saklanan anılarımızın içinden çıkartmak ve hikayemizi yeniden yazmak, defalarca, farklı farklı hikayelerin kahramanı olduğumuzu görmek… bu hem kendimizi sevmeye, değer vermeye giden, hem de başkalarına şefkat ve merhamet ile yaklaşmamızı sağlayan bir yol olur. Yaşadıklarımız başarı ya da başarısızlık olarak adlandırılmadan, seçtiklerimiz ya da seçmediklerimiz olur sadece.

Yeşim Cimcoz

6
Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
2 Yorum sayısı
4 Yorumlara gelen cevaplar
4 Takip edenler
 
En beğenilen yorum
En ateşli yorum
4 Yorum yapanlar
  Bildirim al  
Bildir

Ne güzel yazmışsın. Ne tatlı, ne kadar kendimden parçaların da içinde olduğu bir yazı. Yazında huzuru ve ferahlık geçti bana … Hep kendim ile yarıştayım hep itekleyen hep daha iyisini daha çoğunu yapma gayreti olan dilerim aynı huzuru en kısa zamanda bende yakalarım hem sözde hem özde hem yazıda

#yeşimbüyüsü dediğim bu, Seda’cığım. Hep “sakin olun, yavaşlayın, kendinize dürüstçe bakın, yapabilirsiniz, zaten yapıyorsunuz, herşeye yetmek zorunda değilsiniz,” diyen ses… İyi ki var.

Ne kadar güzel ,sıcacık , sarıp sarmalayan bir öykü olmuş. Okurken içine düştüm ve hala da çıkabilmiş değilim…