Beyni Olan Herkes İçin!

Sinsice ilerliyor…

Önce sadece unutulan bir anahtar, birkaç iş, birkaç kişi, kendini ne için gittiğinizi merak ederek mutfakta ayakta bulmak…

Sonra…

Konuşurken söylemek istediğin kelimeleri bulamama, sanki kelime dağarcığında ki tüm kelimelerin yerini “şey” almış. Şey var ya…Şey işte ya şey! İlerleyen günlerde bu şeyi başka bir şey kovalıyor, sonra daha çok şey ve daha çok…

Eskiden benim yazım o kadar güzeldi ki diyorsun eğri büğrü yazılmış, pek de bir anlam bütünlüğü olmayan şimdiki yazdıklarına bakınca. “Aslında farklı şeyler düşünüyorum ama onların nasıl yazıldığını bulamıyorum, bunlar çıkıyor” diye de ekliyorsun…

Çok eski anılar; çok yeni oluyor. Sadece onlardan bahsediyorsun…

Akşam evinde yatıyorsun ama gece uyandığında bambaşka bir evde buluyorsun kendini ve kim ne derse desin oranın senin evin olduğuna inanmıyorsun!

Hareketlerin yavaşlıyor, bir sene önce gözün kapalı sıktığın vidayı artık deliğine bile sokamıyorsun…

Boş, buradayım ama yokum, duyuyorum ama anlamıyorum bakışları. Sanki herkes bilmediğin bir yabancı dilde konuşuyor. Etrafın sana anne, baba, amca ,teyze, abla, abi diyen yabancılar ile dolu. Sen bu dünyaya yakınların sana yabancılaşıyor. 

Gitgide iştahın azalıyor…

Halüsinasyonlar…

Sonra…

Daha çok uyumak, daha çok yatmak. Yattıkça unutmak, unuttukça kaybolmak…

Varsın ama yoksun gibi…

Bu duruma bir de Demanslı bireyin ailesinin yaşadıkları açısından bakacak olursak…

Bu aşamada sevdiklerimiz için verdiğimiz doğru ya da yanlış bir karar yok aslında, genellikle ihtiyaçlardan ve stresten doğan kararlar var. Herkes için bir aile mücadelesi ve bakım çabası…Bazen hala hayatta olan birinin yokluğuna  yas tuttuğumuzu fark etmenin ağırlığı…  Duygusal olarak yorgunluğumuzu hastamıza hissettirmeme, onu utandırmama çabası, stres,  bitip tükenmez çare araştırmaları sonucu başladığın yere dönmenin verdiği çaresizlik duygusu. 

Bu konuya neden mi değindim? Çünkü ben iki taraftayım… 

Miras aldığımız genleri değiştiremeyeceğimizi biliyorum, ancak yeterli bilgiye sahip olarak yaşam tarzımızı değiştirmek olasılıkları lehimize çevirmeye yardımcı olabilir. 

Demans!

Alzheimer! Çağımızın vebası, korkulu rüyamız…

Tüm engeller görülmez ve insan görmediği şeyden korkar. Korkmak eğer zamanında önlem alıp bizi harekete geçiriyorsa aslında çok aydınlık bir duygudur. Bunun içinde araştırmak, öğrenmek, uygulamak gerekir. Biz elimizden geleni yapmaya başladıkça, korktuğumuz şey bizden gitgide uzaklaşır… biliyorum. O yüzdende daha çok araştırıyorum, öğreniyorum. Öğrendikçe paylaşıyorum…

Şüphesiz ki beynimiz vücudumuzdaki en hayati ve güçlü organlardan biridir. Bunu bilip kabul etmemize rağmen nedense çok geç olana kadar beyin sağlığı hakkında bir şey yapmayız. Beyin hastalıkları içinde en yaygın görüneni Demansdır. Bir çoğumuz belki de Demans ve Alzheimer’ın aynı olduğunu düşünürüz. Aslına bakarsanız bir zamanlar bende öyle düşünüyordum. Sonra ki araştırmalarımdan öğrendim ki  Alzheimer hastalığı demansın en yaygın  nedeniymiş. Demans spesifik bir hastalık değilmiş. Hafıza veya düşünme becerilerindeki düşüşle ilişkili bir grup belirtiyi tanımlayan genel bir terimmiş. Diğer belirtiler, bazen bir kişinin günlük aktiviteleri gerçekleştirme yeteneğini azaltacak kadar şiddetli olan davranış, ruh hali ve kişilik değişikliklerini içerebilirmiş. Alzheimer hastalığı hafıza, düşünce ve davranışla ilgili sorunlara neden olan bir demans türüymüş. 

Alzheimer’ın temel belirtisi unutkanlıktır, bunu genel olarak hepimiz biliyoruz ancak her unutkanlık tabi ki Alzheimer belirtisi değildir. Günlük hayatın yoğunluğunda odaklandığımız şeylere bağlı olarak bizim için daha az öneme sahip, ilgimizi vermediğimiz konuları unutabiliriz. 

Yine şahit olduklarım ve yaptığım araştırmalarda gördüm ki Alzheimer’ın en yaygın erken belirtisi yeni öğrenilen bilgileri hatırlamakta güçlüktür çünkü Alzheimer değişiklikleri beynin öğrenmeyi etkileyen kısmında başlar ve beyne doğru ilerledikçe de , davranış farklılıkları, ruh hali değişiklikleri; mekan ve zaman karışıklığı ,yakınlar hakkında asılsız şüpheler; arkasından daha ciddi hafıza kaybı ve davranış değişiklikleri; konuşma, yutma ve yürüme güçlüğü şeklinde kendini gösterir…

Beynimiz davranışlarımızı etkileyen bir organdır ama aynı zamanda etkilenir de. Yaptığımız veya yapmadığınız şey, beynimizin ne kadar iyi çalıştığını ve yaşlanma, yaralanma veya hastalık gibi gelecekteki zorluklarla karşı karşıya kaldığında ne kadar esnek olabileceğini etkiler. 

Şu anda belki Demans ve Alzheimer hastalığı için bir tedavi yok, onu ortadan kaldıramayız ama geciktirmemiz mümkün olabilir. Bunun içinde beynimize meydan okumamız lazım. Nasıl mı? Öncelikle bize ne sunulursa o değil de sadece seçtiğiniz programları seyretme özgürlüğünü kendinize tanıyarak yani televizyonu kapatarak işe başlayabiliriz. Yeni bir dil öğrenmeyi deneyebilir, yeni bir spor veya hobi edinebiliriz. Yeni şeyler öğrenmek beynimizi yeni bağlantılar kurmaya, güçlendirmeye ve daha iyi çalışmaya zorlar. Düzenli spor yapmak beyne ve vücuda kan akışını artırır. Bir çok çalışma fiziksel aktivite arttıkça, bilişsel gerilemenin azaldığını ispatlamıştır. Yani bazı yaşam tarzı seçimlerimizde ki değişiklik; sigara içmeyi dışlayan, düzenli fiziksel egzersiz yapan, sosyal çevre, arkadaş, eş, dost sohbetleri ve zihinsel uyarım içeren sağlıklı bir diyet, ideal uyku ve stres miktarlarını azaltmaya yönelik bir yaşam biçimi bu engelimizi önlemeye veya yavaşlatmaya yardımcı olabilir. 

Bugünün ve yarının anıları için…

Arzu Savaş

Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
  Bildirim al  
Bildir