Bizden Biri: Handan Kılıç – Gurbet

Hayatımın yarısından fazlası gurbette geçti. Gurbet, gariplik demek. Ben bir garibim yani. Hep özleyen, uzakta olan, mesafeleri kaldıran akıllı telefonlar çıkmadan çok önce bu yola giren, hala da hasret göbek adı olmuş bir yolcuyum. 

Acil durumlarda, yaş gününde, bazen bayramda, seyranda yalnız olmak demektir gurbet. Hafta sonları Pazar kahvaltısına annelerine giden arkadaşlarına özenmektir. Her işin altından yalnız kalkmayı öğrenmektir. Ailenizden ödünç araba, hatta birazcık kendinize ait bir zaman için bile destek isteyememektir. 

Hasta olmamak için dua etmektir gurbet. Ne size bir çorba yapacak anneniz, ne çocuğunuzu emanet edebileceğiniz bir akrabanız vardır. Canınız sıkılsa hadi beraber çıkıp gezelim diyecek kardeşiniz olmaz. Yanınızda çocuk olmadan geçireceğiniz bir zamanınız da olmaz. Aniden kapı çalınıp elinde bir pasta ile gelen kuzen ancak hayaldir. 

Çocukluk, ilk gençlik arkadaşlarınız uzaktadır. Yer değiştirdikçe, taşındıkça yeni çevrelere girmek zorunda kalınır. Bir zaman sonra yeniden başlamaktan yorulur insan. Çocuğun arkadaşlarından kopar ve bunun faturasını sana keser. Kuzenlerinden de uzaktadır. Onun doğum günleri de aileden, anane, babaanne, dedelerden teyze ve amcalardan uzakta geçer. 

Memlekete gittiğinde onlarla çok yaklaşırsa gurbete, eve dönünce özler. Uzak durursa yabancılaşır. İki durumda da siz çözmeye çalışırsınız sorunlarını, kendi içinizde dindiremediğiniz gurbet sancısına rağmen. Hasta da olsanız, dertli de çocuğunuz için ayakta kalırsınız. Çocuk da yaparım kariyer de diye yola çıkarsanız kreşlerde, bakıcılarda büyüyen çocuk tam kariyerinizden verim aldığınız dönemde büyür ve beni terk ettin, işten başka şeyi görmedi gözün diye intikamını alır sözlerle. Ama aile büyüklerince yetiştirilen çocuklar daha rahat olurlar. Şımarma hakları vardır mesela, ailesine karşı geldiğinde sığınacakları bir başka evleri vardır. Anne babaların da sürekli ebeveynlik görevi yerine evlat olma özgürlükleri vardır, memleketlerinde. 

Evet evet, özgürlük yapmak istemediğiniz şeyleri yapmamak ise gurbetteki insan bir açıdan tutsaktır da. Seçimlerinin bedelini yalnız öder. Çoğu zaman seçmediklerinin de…  

Şanslıysanız gurbette arkadaşlarınız, komşularınız olur. Ya onlar da çocuk gürültüsünden hoşlanmayan, yaşı, yaşam tarzı sizden başka insanlar olursa derdinize dert katar gurbet.   

İhtiyaçtan fazla olan her şey için zehir derler. Sanırım ben artık zehirle doldum. Yalnızlıktan, kimsesiz geçen zamanlardan, gurbetten, vefasız dostlardan, ah gurbette olmasanız şöyle olurdu böyle olurdu diye martaval okuyanlardan yoruldum.

Gurbet yabancılıktır. Bir zaman sonra ne gittiğin yere ait olursun ne de dönsen memleketin sana yurt olur. İnsanlar, yani en yakınların, arkadaşların sensiz bir hayat kurmuştur ve yerini yadırgayan bir çiçek gibi kalırsın. Suyun olsa güneşin denk gelmez, toprağın olsa rüzgarını bulamaz ve rahatsız hissedersin kendini. Evim dediğin yerde bile odalar, eşyalar senin varlığın gözetilmeden düzenlenmiştir. Hayat sensiz de gayet güzel akıyordur. Senin içinden geçen ırmağın rengi ise hüzünle dolu bir kahverengidir. 

Ve o vakit anlarsın ki, gurbet senin içinde. Ve nerede olsan fark etmeyecek hayat…  

Handan Kılıç
http://hayatyaziyor.blogspot.com/2020/07/gurbet.html#more
  

08/07/2020 01:20  

3
Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
3 Yorum sayısı
0 Yorumlara gelen cevaplar
3 Takip edenler
 
En beğenilen yorum
En ateşli yorum
3 Yorum yapanlar
nur hayat buranEsra RehillElif Barut Güncel yorum yapanlar
  Bildirim al  
Bildir
nur hayat buran
Üye
Trusted Member

Şahane bir yazı olmuş, çok dokundu bana… Hislere tercüman olmuş. Ellerine sağlık…

Esra Rehill
Üye
Active Member

Ben bir süre doğduğum büyüdüğüm şehirden uzakta yaşadım. Ülke değiştirmek gerekmiyormuş gurbeti yaşamak için. Sevdikleriniz, alışkanlıklarınız, alıştıklarınız, olmasa da olur dediklerinizle bir bütünmüş yaşam. Elbette değişebiliyor, tıpkı bizim gibi. Değişmese, değişmeyeceğine olan güvenimiz artıyor. Ölmeyecekmiş gibi yaşamak neyse onu andırıyor. Değişince, o güven sarsılıyor. Tıpkı sizin dediğiniz gibi döndüğünüzde ne kendiniz ne bıraktıklarınız aynı olmuyor. Nehir akmış, zaman suymuş, hatıraları yosun tutmuş.

Çok güzel bir yazı. Teşekkür ederim.

Elif Barut
Üye
Noble Member

Neredesin kardeş 🙂 ? Ben çocukken Cezayir’deydim, şimdi ise Toronto’dayım. Ne güzel yazmışsın.