Bizden Biri: Şehnaz Erkan – Raymond Carver’in Şef’in Evi Öyküsü Üzerine

“Keşke baştan başlayabilsem ve bu kez doğrusunu yapabilsem, dedi Wes.”

“Wes o yaz Şef adında, tedavi görmüş bir alkolikten, Eureka’nın kuzeyinde mobilyalı bir ev kiraladı.”

Öykünün açılış cümlesi bize Wes adında birinin eski bir alkolik olan Şef diye birinden ev kiraladığı bilgisini veriyor. Carver’in aynı kitaptaki diğer öyküleri gibi, bilgi içeren, temiz bir başlangıç. Bizi öyküye anlaşılır şekilde davet ediyor, kolayca icabet edebiliyoruz böylece. Aynı paragrafın devamında, Wes’in de alkol problemi olduğunu, anlatıcı Edna ile, onun ağzından, çok büyük ihtimalle bu yüzden bir ayrılık yaşamış olduklarını öğreniyoruz. Şu ana kadar üç kişi tanıdık: Hayatında değişiklik yapmak ve bu sayede eski eşini geri kazanmak isteyen Wes, Wes’i hâlâ önemseyen Edna ve onlara evini kiralayan, tedavi görmüş bir alkolik olan, Şef.

Wes’in ve Edna’nın birbirlerinden sonra hayatlarına giren kız ve erkek arkadaşlardan ise sadece “arkadaş” olarak bahsediliyor. Sonraki ilişkiler, en azından Edna tarafından, önemsenmiyor. Her iki karakter de, birlikte çocuk sahibi oldukları kişilere daha fazla değer veriyor. Buradan hareketle, Carver’in bize, aile ve aileye dair değerlerin başka şeylerin üstünde tutulması gerektiğini anlattığını söyleyebiliriz.

Edna’nın “arkadaşından” ayrılığına dair şahit olduğumuz diyalogdan, bunun çok da yüzeysel bir ilişki olmadığını, hatta Edna’nın da geçmişte alkol problemi yaşamış ve belki bu yeni arkadaşının desteği sayesinde kurtulmuş olduğu çıkarımlarını yapabiliriz. Edna, kendisini seven bir adamı sadece Wes için değil, Wes ve çocuklarından oluşan “ailesi” için terk etmektedir.

Wes ve Edna, Şef’in onlara, yardım sever bir şekilde, neredeyse bedavaya kiraladığı evde her şeye yeniden başlarlar. İkisi de geçmişi özlemektedir ancak duyusal zevklerinden de tam olarak vazgeçmiş değillerdir. Yaz boyunca alkol olmasa da bir şeyler içmişlerdir. “Kahve, gazoz ve her türden meyve suyu…” Bu durumun okur olarak bizlerde, içten içe yarattığı huzursuzluğu Edna da dile getirmektedir aslında. “Yanlış yaptığımı biliyordum…”

Öykünün devamında, başta yaptığımız aileye dair değerlerin üstte tutulmasıyla ilgili okumamız, çocukların hikayelerinin devreye girmesiyle pekişir. Çocuklar, anne ve babalarının sorumsuz tutumları nedeniyle aileden uzaklaşmışlardır. Wes ve Edna, iyi birer ebeveyn olmadıklarını bilmektedirler, bu nedenle çocukları suçlayamazlar. Nihayetinde istedikleri, geçmişteki güzel günleri yeniden yaşamak değil; geçmişe dönüp aynı hataları yapmayacakları yeni bir şanstır. Bir araya gelip sıfırdan başlamayı denerken aslında, çocukları ile yeniden bir aile olmak için, bu kez doğru şekilde davranabilme denemeleri yapıyorlardır.

Buraya kadar yardımsever ve yüce gönüllü olarak kalbimizi kazanmış olan Şef bir gün çıkagelir, Wes ve Edna’nın ailevi bağları ile kendi ailevi bağlarını karşılaştırılabilir unsurlar olarak önümüze koyar. Carver sayesinde artık biliyoruz ki, aile her şeyden daha değerlidir. Ailenin çıkarı söz konusuysa diğer şeyler göz ardı edilmelidir. Bu nedenle Şef’e, Wes ve Edna’dan evi boşaltmalarını istediği için kızamayız.

Bu olay aynı zamanda, Wes ve Edna’nın kendilerine verdikleri ikinci şansın sınandığı bir olaydır. Ve ne yazık ki Wes bu sınavdan geçemez. İlk engelde yıkılmıştır. Wes’in olumsuz değişimini Carver ustalıkla cümlelerine yedirmiştir, okur olarak bunu hemen fark ederiz. Şef’in kızı Linda, tekrar “Şişko Linda” olmuştur örneğin.

Şef’in evi, onların  mutlu yuvası olma işlevini bir anda kaybeder. Büyü bozulmuştur. Halı, Şef’in halısı, kanepe de Şef’in kanepesidir yeniden. Hepsinin üstünde artık Linda yaşayacaktır. Onlardan alınan yeniden başlama şansı artık Linda’nın olacaktır. Çünkü Linda, Şef’in ailesidir öte yandan onlar sadece arkadaştır.

Edna biraz daha savaşmak istemiş olsa da bu çok umut içeren bir çaba değildir. Wes’in pes edişindeki kesinliği, eve girer girmez elindeki şapka ve eldiveni halıya bırakışından, Edna’nın sözlerine kulak asmayışını ise, sunduğu kahveyi içmeyip fincanını da diğerlerinin yanına bırakışından anlarız bunu. Şef’in halısı, yeni hayatlarını kurdukları zemindir ve bu zeminin kendilerine ait olmadığı yüzlerine çarpılmıştır. Eski “yeni” yaşamlarına dönmüşlerdir bile. Bunu bize Wes perdeleri kapatarak gösterir. Artık okyanus yoktur. Bir şans ele geçirmişler ancak yeterince güçlü bir yapı inşa edememişlerdir. 

“Wes eve girdi. Şapkasıyla eldivenlerini elinden halıya bırakıp büyük koltuğa oturdu. Şef’in koltuğu diye düşündüm. Hatta Şef’in halısı.”

“Wes dedi ki, iş oaraya gelseymiş, kalan günlerini Şişko Linda ve onun çocuğuyla geçirmektense, o da teknesiyle alıp başını gidermiş. Sonra Wes fincanını aşağıya, eldivenlerinin yanına koydu. Şimdiye kadar mutlu bir yuva olmuştu burası, dedi.”

Carver, öykü boyunca aileyi bir arada tutmanın öneminden bahsetmiş ancak finalde, bunun öyle kolay olmayacağını söylemiştir. Wes ve Edna için yol ayrımına gelinmiştir. Ellerindeki imkânları, buzdolabındaki balıkları yani, tüketip kendi yollarına gideceklerdir.

Carver’ın bu öyküsü, Katedral kitabındaki diğer öyküler gibi, insana dair, içe dokunan, son derece iyi kurgulanmış gerçekçi bir öyküdür. Her zaman ki gibi, sözünü ustalıkla söyler ve bizi temize havale eder.

 Kaynak: Raymond Carver, Katedral, Can Yayınları, 1. Basım: Temmuz 2014

2
Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
1 Yorum sayısı
1 Yorumlara gelen cevaplar
2 Takip edenler
 
En beğenilen yorum
En ateşli yorum
2 Yorum yapanlar
Şehnaz ErkanMelike Pehlivan İşler Güncel yorum yapanlar
  Bildirim al  
Bildir
Melike Pehlivan İşler
Üye
Trusted Member

Carver benim için öyküde bir milattır…. ellerinize sağlık…

Şehnaz Erkan
Üye
Noble Member

Ben de çok seviyorum, çok teşekkürler. Sevgiler Melike.