Bizden Biri: Yasemin Özşahin – İç Görü mü?

İnsanın kendi boyutunu algılayamaması ne garip. Karıncalara bakarken ne kadar büyüğüz, gökyüzünün derinliklerine bakamazken ne kadar küçük.

Büyük ve küçük ne kadar değişken. Subjektif bile yazamayacağım. Subjektif kişisel olabilir ama büyük/küçük algısı aynı kişi içinde bile neye baktığına göre değişiyor. (Belki de subjektif tam bu demektir. Bilemedim şimdi.)

Rüzgarın yüzüme çarpışını hissediyorum. (Sahi günlük yazılarımda ne kadar çok yazıyorum artık bunu?)

Kabul. Yazıldığı kadar kolay bir kelime değil. Yazmakla, okumakla, çırpınmakla, daha çok çalışmakla olmuyor. Kabul. Kendimi olduğum halimle kabul ediyorum. O an. Sonra geçebilir. Sonra geri gelir. Ne okumuştuk? Denge. Kendini obsesif bir şekilde iyileştirmeye çalışmak, obsesifçe evi temizlemekten daha mı dengeli? Kendini kabul. Başkalarını kabul. Hayatını kabul. Başlıbaşına esneklik isteyen bir eylem değil de ne ki? Esneklik. Aşık olarak yüz kere yazdığım bir kelime daha. Hiç esnek olmadan sopa gibi dümdüz durmaya çalışmak, çok zor olabilir mi acaba? Dümdüz olursam Çat diye kırılacağım belki. Belki benim doğam eğri. Ne demiştik? Kendi olduğun halinle kabul. Döve söve öğretmeye çalışmadan. Şefkatle. Aha bir kelime daha çıktı. Şefkat. Başkalarına bu kadar çok vermeye çalışışın, kendi açlığını dindirmek için olabilir mi mesela? Bir lokma kendine versen, kimseyi doyurmak zorunda hissetmeyeceksin belki. Ya bir tek sen açsan, onlar toksa? Yemeğin kokusundan bile tiksiniyorlarsa?

Bir de oyunculuk var artık heybemde. Oyuncu ebeveynlik diye bir kavram var ya, işte onun gibi bir kavram. İsmini güzel koyamadım henüz. Bir yerlerde görsem de ‘hah bu’ desem ismine. Hayatı eğlenerek, neşe içinde, keyifle yaşamak gibi bir şey bu. Bazı sorunları kısa yoldan değil de eğlenceli yoldan çözmek gibi düşünebiliriz. Sorunlarla, olaylarla en çok da kendimizle dalga geçerek olayların ağırlığını hafifletmek, günlük hayatta yaşadığımız küçük şeyleri bir drama çevirmeden olduğu haliyle görmek, kabul etmek ve belki korkularımızla eğlenmek. Öğrencilerin çok korktukları öğretmeni ile arkasından dalga geçmesi gibi, 4 yaşındaki çocuğuma önce korkuttuğu canavarın resmini çizdirip sonra da o canavarın alnının çatına kaka resmi çizdirmem gibi 

💩

Durum çok boktan olabilir ama sifonu çekemiyorsan haline gülebilmek bok kokusunu ciğerlerine dolu dolu çekip yakınmaktan daha iyi gelecektir. Ha hayatı sürekli Küçük Emrah filmi kıvamında yaşıyorsan, altta yatan ihtiyacına bakmak belki de daha iyi gelir. Ya da yakınmak sana iyi geliyorsa yine yakın (bkz. esneklik). Ama yine de ihtiyacına bakmayı ihmal etme. Hayatın sıkı kurallar, sert sınırlar, kan, ter, gözyaşı ve kavga olmadığını hatırlamaya çalış arada. Kendini bulmak böyle bir şey değil. Kendini iyileştirmek de bu değil. Eline bir sopa alarak arada çevrendekilerin ayaklarına, arada kendi ayaklarına vurarak hayatta yürümek istediğin yolda ilerleyemezsin. Ya da tek başına yürürsün. Yanında yürümek zorunda olanlara (bkz çocuklar) eziyet ede ede yürürsün. Ne demişlerdi ‘hayat ciddiye alınamayacak kadar kısa.’ Az esneklik, az neşe (oyunculuk), az denge, kabul, şefkat, karnını doyuracak yemek, üzerini örtecek giysi, susayınca su içebilmek, yağmur yağınca bir çatının altına sığınabilmek, canın sıkılınca kafa dağıtabilmek, arada saçmalamanın insanca olduğunu bilmek, varsa (olmasa da olur) aile, arkadaşlar (bu olmazsa olmaz demiyelim de olsa iyi olur diyelim), sağlık, sıhhat, afiyet… Niyet ettiysen, odağına aldıysan her şey olur. Olayların etkileri biraz olayların kendisinden, biraz da senin algılayışından böyle kuvvetli. Algılayışını hafifletmeden ruhunu nasıl hafifletebilirsin?. Ha dediğim gibi ağır abi gibi yaşamaya ihtiyaç varsa yaşayalım yine. Altta yatan ihtiyaca da bakmayı unutmadan. Sevgiyle (bak bu da sihirli kelime) ve şefkatle…

(Buraya başka kelimeler de eklenebilir tabii, mesela öfke. Kimseyi mazur görmeden öfke duyabilmek. Ya da acı çekmekten korkmamak, korkusuzluk? Kısacası hissetmek olabilir mi bu? Ama sihirli kelimeler bazen bastırdığımız yerden gelmez. E o zaman bir sihirli kelime daha bırakalım. İç görü? :))

Yasemin Özşahin

Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
  Bildirim al  
Bildir