Corona ile Yeni Dünya Kuruluyor

Corona yani yeni haliyle Covid-19 tüm dünyayı esir aldı, her anlamda. Bir çok şey öğretiyor bize. Bir mürşit gibi geldi, yakıyor, kül ediyor ve küllerimizden yeniden doğmamızı sağlıyor.
Başından beri ben de herkes gibi televizyondaki haberleri takip ediyorum, sağlık bakanının ve cumhurbaşkanımızın açıklamalarını dinliyorum. Zaman geldi yalan haberlere inandım, doğruluğuna bakmadan panikle eşime dostuma gönderdim. Zaman geldi kendimi her şeyden uzak tutup durumu sakin değerlendirmeyi başardım. Kısaca ben de herkes gibi aynı adımlardan geçiyorum.
Şunu anladım ki insanı panik yapan bilgisizliğiymiş. Coronayı araştırdıkça, bilim makalelerini okudukça, bazı sevdiğim ve sözlerine güvendiğim gazetecileri dinledikçe paniğin bize hiçbir fayda sağlamayacağını anladım. Artık gelen video ve ses kayıtlarına itibar etmiyorum. Bunu neden yaşıyoruz, ne anlamamız gerekiyor ve ne yapmamız gerekiyor buna odaklanmış durumdayım.
Sizin de bildiğiniz gibi corono virüsü ilk olarak yaklaşık yarım asır önce ortaya çıktı (ya da çıkarıldı diyenler var ) ve mutasyonla sürekli değişerek farklı isimlerle karşımıza çıkıyor. Son olarak da Covid-19 adıyla ilk olarak Çin’de kayıtlara geçti. Diğer türlerinden farkı akciğerlere saldırması ve hızlı bir şekilde yayılması. Neredeyse virüsün olmadığı bir ülke yok gibi.
Bu yazımda daha çok kendi deneyimlerimi, gözlemlediklerimi ve virüsün düşündürdüklerini paylaşmak istiyorum. Artık biliyorum ki Dünya için hiçbir şey Aralık 2019 öncesi gibi olmayacak. Çünkü virüsün bizden aldıkları ve bize verdikleri ile birlikte yeni bir dünya kuruluyor.
Virüs ile birlikte bir çok alışkanlığımız değişti, bakış açımız değişti, çoktandır unuttuğumuz değerleri hatırlattı ve de çok fazla tutunup put haline getirdiklerimizi de bir anda elimizden aldı. Minicik bir şey koca dünyayı dize getirdi. İnsanoğluna acizliğini aynı zamanda da yeteneklerini yeniden hatırlattı. Facebook’ta bakıyorum da bir çok arkadaşım hobilerini yaparken fotoğraf ve video yayımlamaya başladılar. #evdekal süresini değerlendirmek isteyenler uzaktan eğitim almaya başladılar. İşyerlerinin çoğu evden çalışmaya geçti. Okullar online oldu. Dünyanın uzun yıllar önce yavaş yavaş geçiş yapması gereken sisteme zorla da olsa hızlı bir geçiş yaptık. Hazırlık bile yapmadan bu kadar hızlı geçmeyi başarabilen şirketler ve okullarda bir farkındalık yaşandığını düşünüyorum. Belki de bundan sonra böyle devam edecekler. En azından haftanın belli günlerinde. Aslında “corona”nın sadece zararı yok az önce de okuduğunuz gibi faydaları da var. Öyleki dünyanın iyiliği için yapılmış bir devrim bir ayaklanma gibi bir şey bu corona salgını diyeceğim neredeyse. Yani Dünya kendi ve bizim iyiliğimiz için “corona”yı üstümüze salmış sanki :)))) artı eksilerini maddeler halinde mi yazsam acaba. Burada dursun ileride bakar anarız. “Tüm bunlar corono yüzünden olmuş deriz gerçekleşenlere” Yazacaklarım, şu an olaylara bakıp kendimce yaptığım okumalardan çıkardıklarım. Olumlu ya da olumsuz olarak ayırmadım. Haydi maddeleyelim.
1-) Bankaların İnternet şubesi çıkalı yirmi yılı geçtiği halde, markaların neredeyse tamamının internet şubesi olduğu halde ısrarla bu sisteme geçmeyen, internetten yapabileceği işlemler için şubeye giden, mağazaya giden insanlar vardı. İnanılmaz ama gerçek. Virüs sayesinde internet şubesine çok kısa bir sürede alıştılar. Yirmi yıllık inat ya da tembellik adı her neyse son buldu.
2-) Öğrenme şekilleri farklı olan son iki nesili ısrarla eski sistem eğitim öğretime mecbur tutuyorduk. Diplomanın hala bilginin ve tecrübenin önünde olduğu bir kariyer anlayışını sürdürüyorduk. Virüs geldi ve bu anlayışı , bu sistemi yıktı. Şu an bilim kurullarına diploma sahibi olmayan ama bilgi ve tecrübe sahibi olan fikir adamları davet ediliyor. Okullar kapandı. Uzaktan da eğitimin olabileceği görüldü. Kendi çevremden öğrencilere bakıyorum. Okula gittiği zamanlardan daha sorumluluk sahibiler. Kaliteli eğitim, elli kişinin olduğu sınıfta dersi canlı dinlemekten ibaret olmamalıydı ve virüs bunu bize öğretti. Okullar hiç olmasın mı? Hayır tabiki olsun. Beden eğitimi, müzik, resim, tiyatro, dans ve anlaşılmayan konularla ilgili soru cevap sınıfları için olsun. Diyeceksinizki aileler ne olacak bu durumda. Çalışan anne babaların çocukları ne olacak. Büyük aile olacağız belki yeniden. Evde nineler, dedeler, teyzeler, dayılar olacak. Bir kısım anne ve babalar evden çalışacak. Komşu abla, komşu teyze çocuklarımıza bakacak. Bu dediklerim ütopik gelmesin. Yakın zamana kadar zaten böyleydi. Biz böyle büyüdük.
3-) Virüs insanları eşitledi. Ne demek istiyorum. Virüsün, insanların tarımla başlayan sanayi devrimiyle birlikte çoğalan birbirlerini ırkına, maddiyatına, kariyerine göre sınıflandırmasını bir çizgide silerek sınıf ayrımı gözetmeksizin saldırması insanları bir anda eşitledi. Şu an tüm dünya insanları aynı kaderi paylaşıyor ve hastanelerde aynı muameleyi görüyor. Herkesin aynı şeye ihtiyacı var. Sağlığını mümkün olduğunca tedbir alıp korumaya… Herkes evde oturuyor. Parası olan da olmayanda, tahsilli olan da olmayan da, siyah da beyaz da, kadın da erkek de, Suriyeli de Avusturalyalı da… Tüm dünya eşitlendi. Bizim bozduğumuzu virüs düzeltti.
4-) Ektiğimizi biçtiğimizi öğretti. Bunu zalim ülkeler ve zalim toplumlar için yazıyorum. Savaş altında ezdiğimiz, özgürlüklerini kısıtladığımız, kimliklerini ellerinden aldığımız tüm halkların durumu yaşatılıyor şu an o zalimlere. Onlar da çaresizlik nedir tadıyorlar. Ektikleri çaresizlik ve ölüm tohumlarını biçiyorlar.
5-) Hurafelerin ne kadar hızlı yayıldığını öğretti. Yok o bitki coronaya iyi geliyor yok bu müzik coronoyu bedenden kovuyor gibi yada hastalık hakında dolaşan komplo teorileri gibi. Yanlış anlaşılmasın bunların doğruluğunu tartışmıyorum. Sadece emin olmadığımız şeyi yaymamamız gerektiğini vurguluyorum. İlk hafta ben de herkes gibi gelen her fotoğraf ve videoda panik yapıp doğruluğunu sorgulayıp emin olmadan gruplarda paylaşıyordum. Bir haftanın sonunda öğrendim ki her şeye hemen inanmamalıyız. Panik olmadan soğuk kanlı izleyip doğruluğunu araştırmalıyız ve olumsuz videoları çok önem arzetmedikçe yaymamalıyız.
5-) Dini tam da anlayamadığımızı çok güzel anlattı bize bu virüs kardeş. Dinin ne için geldiğini unutup, sadece şekil kısmıyla ilgilendiğimizi gösterdi. İnsana ve insanlığa değer vermek yerine, kendi kıymetini unutup kabeye, camiye, namaza tapanları bir güzel salladı. Namazın evde de kılınabileceğini, kabenin gönlümüz olduğunu ve en önemlisi şekilsel dini vecibelerin bizi insanlığa taşıyan araçlar olduğunu ama biz bunları anlamını düşünmeden ezbere robot gibi yaptığımız için bizi hiç bir yere taşımadığını anlattı. Belki şimdi bazı insanlar namazı kılarken neden iki secde var. Ruku kıyam ne anlama geliyor, abdest alırken neden sadece ensemizde elin tersi kullanılıyor, İhlas suresindeki doğurmamış, doğrulmamış ne demek, şah damarından yakın olmak nasıl bir şey olabilir, dünya üzerinden bu kadar hayvan varken, neden hiç ölülerine rastlamıyoruz istisnalar hariç ( kaza ile ölen, öldürülenler hariç) gibi doğasal ve dinsel sorgulamalar yapabilir.
6-) Otoriter rejimlerin insanları korkuyla ne kadar kolay yönettiğini gösterdi. Bir virüs korkusu insanlara devletin her dediğini yaptırtıyor. İnsanlığın aslında kendini bir gücün kanatları altında güvende hissettiğini, her ne kadar kötü bir yönetim olduğunu düşünenin bile devletin sözünden çıkmadığını gösterdi. Yani otoriter bir rejim insanlara nasıl alıştırılır ya da tam tersi insanlar böyle bir rejimi istemiyorsa nelere dikkat etmeli onu öğretti.
7-) Dünya devletlerinin paralarını savaş için değil sağlık ve kaliteli eğitim için harcaması gerektiğini öğretti. Şu an insanları kurtaran şey silahlar değil. Sağlık sistemi ve eğitim daha iyi olsaydı, herkes sağlıklı beslenirdi, bilinçli olurdu, bağışıklık sistemi de daha kuvvetli olurdu.
😎 Dünyadaki sınırların, savaşların ne kadar anlamsız olduğunu öğretti. Virüs sınır tanımıyor. Tüm ülkeleri birbirine muhtaç etti. Birinde aşı bulunsa tüm ülkere gönderir böyle bir durumda. Eee ne oldu düşmandınız hani. Sınırları olmayan tek dünya devletinin aslında hiç de ütopik olmadığını, aslında bir virüs kadar yakın olduğunu gösterdi. Dillerin, ırkların, sınırların bizlerin uydurduğu bir yanılsama olduğunu bir güzel gözümüze soktu.
9-) Lüksün ne kadar da gereksiz bir şey olduğunu farkettirdi. Şu anda ne evinizdeki eşyalar, ne dolaptaki pradalar, ne garajdaki ferrari, ne küvetteki litrelerce süt, ne pahalı restaurantlar, ne orjinal koleksiyonlar size tat verebilir…. Keyfimizi yerine getirecek tek şey virüsün etkisini yitirdiği ve her şeyin normale döndüğü haberi olur.
10-) Daha çok mal sahibi olmanın, daha çok para kazanmanın ne kadar da anlamsız olduğunu, aslında ihtiyaçlarımızın barınma ve yemekten ibaret olduğunu, fazlasını paylaşırsak dünyanın daha güzel bir yer olacağını çünkü herkesin eşit şartlarda olduğu bir dünyada savaşa da gerek olmayacağını, aç gözlülüğün sonunun ve faydasının olmadığını öğretti. Bize asıl lazım olanın sağlık ve huzur olduğunu öğretti.
11-) Kafamıza taktığımız ve bu yüzden dünyadaki güzellikleri görmemize engel olan, adına sıkıntı dediklerimizin aslında sıkıntı olmadığını öğretti. Bu sıkıntı dediğimiz basit olaylar dünya yaşamımızın monotonlaşmamasını sağlayan farklı renklermiş. Onlara karşı çözüm bulma çabamız ruhumuzu ve bedenimizi güçlendiren şeylermiş. Bu virüs salgınının yanında kafamıza taktıklarımız, sevdiklerimize gücendiklerimiz ne kadar boş hareketlermiş. Bu güzelim hayatta vakit kaybıymış.
12-) Aslında biz çok güçlüymüşüz ve bir çok bilmediğimiz yeteneğimiz varmış. Mecbur kaldıkça öğrendik. Arkadaşımın biri çocuklarının yüzünü boyamış, tıpkı bir ressam gibi. Bir başkası musluğunu kendi tamir etmiş tıpkı bir tesisatçı gibi. Bir diğeri panik atak geçiren akrabasına telefonun ucunda terapi yapmış tıpkı bir rehber gibi. Daha nice insanlar nice yeteneklerini keşfettiler.
13-) İnsanlık sınavının ne kadar zor olduğunu ve zorluğun yanında bir kolaylık da bulunduğunu öğretti. Zor zamanlarda aslında yalnız olmadığımızı idrak ettirdi. Komşuluğun ne kadar önemli olduğu, uzakta olduğumuz ailelerimize komşu çocukların yardım ettiği, bizim de çocukları uzakta olan komşularımıza yardım ettiğimiz, eski yılların küflü sandıklarında kalmış sosyal ilişkiler anlayışını yeniden meydana çıkardı.
14-) Kaygı ve endişenin bize öğretilen şeyler olduğunu, normalde insanın doğasında var olmadığını öğretti. Örnek; bir kişinin işten çıkarılma, çıkarılırsa bir ay dahi geçinememe kaygısı, virüs sebebiyle iki aydır işsiz olup, bir şekilde hayatta kalmasıyla son bulmuş oldu.
15-) Ne kadar da az şükrettiğimizi gösterdi. Mahrum kaldığımız her şeyin değerini idrak ettirdi. Sevdiklerimizi görmenin, onlara dokunmanın ne kadar mutluluk verdiğini, deniz kenarında yürümenin ne kadar da rahatlatıcı bir şey olduğunu, dört duvar arasında da yapılabilecek çok şey olduğunu, en önemlisi de virüsün akciğerlere saldırması sebebiyle nefes almamızın ne kadar değerli bir şey olduğunu öğretti. Nefes almak ve nefes vermek ve sonra tekrar almak. Şu an dünyanın en pahalı şeyi ve biz buna sahibiz.
16-) Sevdiklerimizi hiç dinlemediğimizi, onları tanımadığımızı öğretti. Dikkatimizi dağıtan onca şey arasından, alış veriş, reklamlar, sıkıntılar, iş problemleri, gezi planları, elalem ne der etkinlikleri, ego savaşları arasından fırsat bulup da gerçek anlamda etkin bir şekilde ne zaman dinledik sevdiklerimizi. Hep onu yapma bunu yapma dedik. Empati yapmaya çalıştık mı, gözlemledik mi. Mesela üzgün olduğunda yüzündeki ilk mimik nedir. Kızdığındaki ilk el hareketi. Seni dinlerken başı sağa mı eğik sola mı v.s. Otuz yıl kırk yıl elli yıl evli olup bunu bilmeyen var. Üzülmeyin virüs sayesinde uzun süre bir evin içinde vakit geçirince hepsini farkediyorsunuz.
17-) Yardımlaşmayı öğrendik. Sokakta yürürken insanlara bakar olduk. İhtiyacı olan biri var mı diye. Markette gözümüz etrafta alış veriş yapar olduk. Bir şeye ihtiyacı olup da alamayan var mı diye. İnsanlığın erdemlerini virüs bize acı da olsa öğretti.
18-) Dedikodu kesildi. İnsanlar sadece dünyanın geleceğine odaklandı. Bırakın başkası hakkında dedikodu yapmayı, kendi geleceğimizden bie geçtik de, ülkemizi bile değil, dünyayı düşünür olduk. Dünya bir an önce bu virüsten kurtulsun diye dua eder, temenni eder olduk. Anladık ki başka bir ülkenin yaşadığı kötü bir olay tüm dünyayı etkiliyor. Direk ya da dolaylı olarak farketmez. Dünya üzerindeki herkes birbirine görünmez iplerle bağlı. Yaşanan her şeyden tüm insanlar sorumluyuz. Bunu farkettik.
19-) Ve son olarak farkettik ki nasıl güzelliğimizi bozmaya bir sivilce yetiyor ise, dünyayı yok etmeye de bir virüs yeter. Silahlanmanın ne kadar da boş bir şey olduğunu anladık. Onca parayı bir gün bize saldırma ihtimali olan düşmanı yenmek için askeri endüstriye harcarken, o bir gün gelecek olduğunu düşündüğümüz düşmanın insan değil de virüs olabilebilme ihtimalinin de olduğunu anladık.

Yeni Corona virüs Covid-19’un öğrettiklerini gözlemlediğim kadarıyla sizlerle paylaştım. İnsanlık bu kadar dur durak bilmezken, alış veriş, icatlar, keşifler, teknoloji hızla ilerlerken belki bir es lazımdı. Dünyanın müziği bir es verdi. Dünya biraz soluklanmak istedi. Çok mu kirlettik, çok mu gürültü yaptık, çok mu üzdük ki dünyayı ne dersiniz. Müziği biraz kestiğine göre öyle olmalı.

Sağlıklı günler dilerim hepimize

Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
  Bildirim al  
Bildir