İtirafım Var!

İTİRAFIM VAR!

Pandeminin ilk günleri. Evin bütün işlerini tek başıma yapmak, normalde öğlenleri okulda yemek yiyen kızımın her öğlen ne yiyeceğini düşünmek, eşimin her yaptığım hakkında bir fikri olması, evde bir hizmetli varmışçasına ortalığı rahatça dağıtmaları ve dinlenmeye çekilmeleri, çamaşırların iki katına çıkması ile evin bakıcısı gibi hissetmem ilk aşamaydı.

Daha sonra, sanal ortamda sohbetler, eğitimler başladı. Hepsine yetişmeye çalışmak gibi bir isteğim olduğunda, bakıcılıktan kalan boş vakitlerimin çoğunu bilgisayara ve cep telefonumda geçirmeye başladım. Ailem hem ev işlerine yardımcı olmuyor hem de bu durumu şiddetle eleştiriyorlardı.

Dahası, sanal ortamda bir çok konuşulan konuda az çok fikrim olduğunu düşünüp acaba böyle bir şey de yapabilir miyim diye düşünerek tehlikeli sularda gezmeye başlamak üzereydim.

Masamın üzerindeki dosyalar çoğalmış, kitaplarımın ise sayfasını bile çevirmeye vakit yaratamıyordum.

Dışarı çıkmadığım için vücudum hantallaşmış, çabuk yoruluyor ama durmadan yiyordum ve çok konuşuyordum…

Aynı evin içinde bütün aile ilk üç ayı geçirmenin başta bazı güzel yanları olsa da, sonraları fazla gelmeye başlamıştı.

Bakıcım, evin içinde dolanan, sürekli söylenen, çok işi olan ve altından kalkamayan bir kadına dönüşmüştü. Kendime üzülüyor, herkesi suçluyor, her geçen gün içimdeki kurban sesini duyuruyordu. Dedektifim odaksız, sürekli bir şeyi keşfedip, hadi bunları da yap diyordu, sabotajcım hepsini nasıl yapacaksın, senin işin bunlar mı diye söyleniyordu. Zaten de evin işlerinden vakit mi vardı. İçimdeki çocuk arkadaşları ile buluşmayı özlemiş, tek arkadaşı yemekler, çikolatalar olmaya başlamıştı. Star’ım ise sahneyi bakıcıya kaptırmıştı ve kendi asıl sahnesini bulamıyordu, durum feciydi…Bir de mühendisim var benim. O uzaktan her şeyi izliyor bir çözüm arıyordu. Sonunda benim içimden çıkıp ortalığı talan eden tüm bu kadınlarla konuşmaya karar verdi. Çok konuşuyordum demiştim değil mi? Siz ne istiyorsunuz? diye sordu bir gün. Birden o kalabalık, o gürültü kesildi.

Starım sahnemi istiyorum ama bulamıyorum dedi, 
İçimdeki çocuk, arkadaşlarımı özledim dedi,
Yaratıcım yemek yapmaktan bıktım artık dedi,
Öğretmen öğrencilerim kalmadı diye söylenmeye başladı, 
Dedektifim kafam karıştı, bir konudan bir konuya atlıyorum, dağıldım diyordu
Bakıcım ise çoook yoruldum, artık dayanamıyorum diyerek ağlamaya başladı.
Mühendis hepsini dinledi, düşündü, planladı, dengeleri oturtmaya çalıştı. 

Bugün Star zoom eğitimleriyle sahnesine kavuştu.
Çocuk sanalda arkadaşları ile sabah kahvelerinde buluşmaya başladı.
Yaratıcı marifetlerini yemeklerde göstermekten vazgeçti, basit yemekler yaptı sonra kitabını yazmaya başladı, bir eğitim daha tasarladı.
Dedektif, herkese yarayacak kaynakların peşine düştü.
Bakıcım hala ara ara delleniyorsa da artık daha rahat.
Mühendisim, belki de en az seksi olduğunu düşündüğüm yanım, en sıkıcı, en heyecansız yanım süreci yönetmeyi elden bırakmadı.
Sabotajcım herkesi destekleyen güçlendiren fikirler üretmeye başladı, kurbanın şikayetleri kesildi.

Geçtiğimiz yedi sekiz aydır hepimiz tanıdık olmayan bir süreçten geçtik. İlk üç ay çok zorlandık, yaz aylarında biraz gevşedik, rahatladık, bugünlerde belki yine zor ama tanıdığımız bir sürece geçeceğiz. Bizim evde mühendis iş üstünde. Yönetimi elden bırakmıyor, dengeyi sağlıyor. Evimiz olması gerektiği kadar derli toplu, karnımız doyuyor, herkes kendi duygusal dalgalanmalarını yaşıyor, birbirimize alan açıyoruz, gerektiğinde destek oluyoruz, ben artık kitabımı yazıyorum, eğitimler hazırlıyorum, arada dostlarımla keyif kahvesi içiyorum. 

Hayatın getirdiklerini kontrol edemeyiz. Pandemi geldi ve henüz gitmedi. Onunla yaşamayı öğreniyoruz hepimiz. Aniden gelen beklenmedik olaylar bizi parçalar, bölünürüz. Ben dağıldım. Hepimiz zaman zaman dağılırız. Önemli olan iletişimi elden bırakmamak. Konuşmak. Ailemle konuştum, arkadaşlarımla konuştum ama en çok da kendimle ve dağılan parçalarımla konuştum, çalışırken, yürürken, dizi seyrederken, alış veriş yaparken ve daha birçok yerde.

Bu konuşmalar bazen bir sorunu çözmek için, bazen yol haritamı çizmek, bazen nasıl başlayacağımı bilemediğim, bazen de nasıl bitireceğimi, bazen kendimi mutlu etmek, bazen etrafım için. Bazen de dellendiğim zamanlarda anlam bulmak içindi. Dengede kalmak emek istiyor çünkü hayat her zaman o dengeleri bozuyor. Arketiplerimi uzun zamandır tanıyordum ama bu pandemide onların gücünü gördüm, bir takım olduk ve her gün dengeyi sağlamak için birlikte çalışıyoruz. 

Sevgiyle kalın,
Silvia Arsebük

2
Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
1 Yorum sayısı
1 Yorumlara gelen cevaplar
2 Takip edenler
 
En beğenilen yorum
En ateşli yorum
2 Yorum yapanlar
Silvia ArsebükMutlu Soykurt Güncel yorum yapanlar
  Bildirim al  
Bildir
Mutlu Soykurt
Üye
Member

İçinizdeki seslerden çok güzel bir orkestra kurduğunuz belli, hepsi dengedeyse çıkan ses de eminim muhteşem tınılardan oluşmuştur, kutlarım…dengeyi bulmuş olmanıza çok sevindim…

Silvia Arsebük Arsebük
Üye
Famed Member

Denge bazen şaşıyor tabii, orkestrada detone sesler çıkaran oluyor. Ama o sırada, o orkestra şefin ben/biz olduğumu/zu hatırlamak iyi geliyor.
sevgiler