Roman Yazarken Yapmayın

Roman yazmanın ilk kuralı, roman yazmamaktır. Yazmayla ilgili yapmamanız gerekenleri anlattığı yazısına böyle başlıyor yazar Elizabeth Percer

Percer Doktorasını tamamlayıp üniversitede hoca olarak hayatına devam etmeyi hayal ettiğini söylüyor. Bu hayalinin bir zamanlar onun için başarının tanımı olduğunu belirtiyor. Fizikçiler, matematikçiler ve yazılımcılardan oluşan bir ailenin içinde ‘bilimsel’ olmaya kendini şartlayarak büyüdüğünü ve o sevdiği insanlar tarafından kabul görebilmek için kendi içinde var olan daha akışkan, daha şekilsiz yanını ihmal ettiğini anlatıyor. 

Sonra yıllar içinde ardı ardına üç çocuk doğuruyor ve hem bu doğumlar hem de hayatının yönün, değiştiren başka olaylar sonucunda ‘ödünç’ aldığını anladığı ve kendinin sandığı bu tanımlardan özgürleşiyor. Bu özgürleşmenin onu bir şekilde de bir boşluğa bıraktığını ve önünde kendine örnek alabileceği bir model olmadığı için de atıl kaldığını söylüyor. 

Kendini yeniden şekillendirmek üzere çıktığı yolculukta yeni bir yol çizmeye çalışırken eski alışkanlıklarına sığınıyor ve her zaman her konuda yaptığı gibi araştırmaya kendini veriyor. Kendimi zorladım, ittirdim ve kendime çok katı davrandım diyor. Katı kurallar yarattım, beklentiler koydum ve onlara ulaşamadığımda da kendimi cezalandırdım, azarladım diyor. Sonra çareyi uzmanları takip etmekte bulmak istedim ve onlar bana her gün aynı yerde aynı saatte yazmam gerektiğini söylediler diyor. Bazıları da biraz daha eğitim almam, master diploması almam gerektiğini, yaratıcı işleride para kazanmanın zor olduğunu, hatta imkansız olduğunu söylediler diye ekliyor. Çok gençsin, çok geç kaldın diyenlerde çok olmuş. Nasıl olmam gerektiğinin cevabını başkalarında aradığı için her gün yazısının başına aynı yerde aynı saatte oturup donup kaldığını söylüyor. 

Yazmayı farklı yönlerden ele almaya çalıştıkça yazı bana daha az vermeye başladı ve müthiş bir gerçek yüzeye çıkmaya başladı diyor Percer. “Yazdıklarım üzerinde çok çalışıp, zorladıkça yazıyla birlikte akmamaya başlamıştım ve yazı benden uzaklaşıyordu.”  Yaratıcı Yazın üzerinde çalışmanızı istemiyor. Fırını sürekli açıp kek piştimi diye kontrol etmek gibi bir şey bu. Her şey vakti gelince oluyormuş. Öbür türlü de olur, baskıyla ittirmeyle de olur ama olabileceğinin kötü bir müsvettesi çıkar ancak. 

Yazmakla ilgili o kadar çok kural okudum ve denedim ki, sizlere kural olmayan yazı kuralsızlıkları sunmak istiyorum. Kolay değil bu dediklerimi uygulamaya koymak ama gerçek yazı buradan çıkıyor. 

  1. Roman yazma

Roman yazmaya oturduğunda sonucu katı kurallarla ve beklentilerle şekillendirmeye ve kontrol etmeye çalışıyorsun. Fazla kontrol edilmiş bir hikaye, bir yazı katılaşır, kırılgan olmaya başlar ve elinizde unufak olur dağılır. Yazmaya her oturduğunuzda basit bir hedefiniz olsun. O günün işini tamamlamak. Burada eserinizden bahsetmiyorum. Buradaki iş, pratik yapmak için yazmak. Belki 79,000 kelime yazarsınız ve son 1,000 kelimeyi yazarken yazmak istediğiniz hikayenin bu olmadığını fark edersiniz. İnanın o yazdığınız 80,000 kelime kitap olmasa da size çok şey katmıştır ve bir sonraki hikayenizi ciddi anlamda bir üst seviyeye taşıyacaktır.

Devamı… Yazarlar Kulübü bültenlerinde size geliyor…

2
Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
2 Yorum sayısı
0 Yorumlara gelen cevaplar
2 Takip edenler
 
En beğenilen yorum
En ateşli yorum
2 Yorum yapanlar
Özge SoyluBozdağEbru Tecer Uzunalp Güncel yorum yapanlar
  Bildirim al  
Bildir
Özge SoyluBozdağ
Üye
Trusted Member

İçim açıldı okuyunca biraz:) Geçen yaz sadece yazmıştım sonra bana hikaye hediyeleri geldi ilham perisinden:) Ben dengeyi tutturamıyorum bir yandan, akışa bırakayım zorlamayayım diyorum o zaman bakmışım kalemden kağıttan uzaklaşmışım, her gün masanın başına oturtmaya çalıştığımda kendimi o zaman da strese giriyorum:) Çözemedim:))

Ebru Tecer Uzunalp
Üye
Active Member

Yaz, yaz, yaz ve yaz… Sonrasında ak akabildiğince…