Sanal Eğitime Geçtik!

Sanal Eğitim. Bu sabah çocuğu okula giden tüm anne babalar bu kabusa uyandı sanırım. 15 yıl önce sanal eğitim alarak başladığım yolculukta, son dört yıldır sanal eğitimler veriyorum. Bu süreçte bir çok üniversitenin sanal eğitime geçme çalışmalarını ve başarısızlıklarını da başarılarını da inceledim. Sanal’da eğitim yürümüyor diyenlerle çok karşılaştım. İnceledikçe neden böyle söylediklerini daha iyi anladım. Ben yetişkinlere kendi arzularıyla katıldıkları eğitimler veriyorum. Çocuklara sanalda verilecek eğitim çok daha özen ve hazırlık gerektiren bir şey. Bir gün sınıflarda ders gören çocuklara ve onlara ders veren öğretmenlere ertesi sabah “haydi şimdi sanaldan yapacağız” diyemezsin! Bu kadar basit değil. Bir sınıfı, bir mekanı, kendi ses tonunu, mimklerini, dokunuşlarını, göz temasını ve benzer bir çok unsuru kullanarak dersini aktarmayı yıllardır başarmış bir öğretmenin elinden tüm bunları alıp, ekran arkasından bir ders vermesini isteyemezsin! Bu öğretmenlerin başarısızlık, kaygı, stres yaşamasına, özgüvenlerini kaybetmelerine yol açacaktır. Anne babalara hiç hazır olmadıkları bir yük getirecek ve onlarda da başarısızlık, çaresizlik yaratacak, aile içinde gerginliği arttıracaktır. Öğrenciler? Okul bir sistemin içine sokar çocukları. Düzen vardır. Rutinler vardır. Sistem işler ve çocuk sisteme uyum sağlar. Onun için eve gelmek rahatlamaktır, o sistemden çıkmaktır. Şimdi bu çocuklara o sistemin gerektirdiklerini evinde yürütmesi isteniyor. Bilgisayar bugüne kadar bir çok evde yasaklanan birşeyken şimdi saatlerce önünde oturması ve buradan öğrenmesi isteniyor. Verilen malzemeleri biraz sosyal medya paylaşımlarında gördüm ama görmeme gerek de yoktu. Sanal ortamda eğitim için malzeme hazırlamak kendi başına bir iştir. Kitapların resimlerini çekip bir siteye koyarak, öğretmenin ekrandan anlattığı derslerle yürümez bu işler. Sanal interaktif çalışmayı, oyunu, videolarla öğrenmeyi ve en önemlisi daha yavaş ilerlemeyi gerektirir. Ders kitaplarında verilen o bilgileri çocuk ekrandan okumaktansa, sanalın getirdiği tüm imkanlarla daha interaktif, daha canlı bir video’da yakalar ve daha kalıcı olur. Çocuklar internette böyle bilgilerin olduğunu biliyorlar zaten ve şimdi onlara öyle canlı kapılar açılan bu interneti bu kadar sıkıcı bir şekilde kullanmaya zorlamak durumunda kalan anne babalar çıldırıyor, çocuklar sıkılıyor. 

Sanalda eğitim için yeni malzemeler hazırlanmalı, öğretmenlere ek eğitimler verilmeli, eğitimler farklı planlanmalı ve tüm kullanıcılar bir oryantasyon eğitimi almalı. Tüm bu hazırlıklar olmadan sanal eğitime geçtik demek yalan olur. 

Bugün benim çocuğum 20 yaşında. Online eğitime geçti üniversitesi. O bir yetişkin ve benim bu sorunlarım yok şu anda onunla ilgili. Ama doğruyu söylemem gerekirse hiç bir zaman bu sıkıntıyı yaşamadım. Biz internet seven anne babaydık. Yusuf 1 yaşında, ona uygun tasarlanmış bir fare kullanarak bilgisayarda İngilizce öğrenirdi, oyun oynayarak. Lise yıllarında bir tarih sınavından bir kaç gün önce sınava hazırlanmak için kitabını okudu mu diye sorduğumda, okumadım dedi. Sor hepsini biliyorum dedi. Sordum. Biliyordu. YouTube’da bu konuyu anlatan bir video izlemişti. Video’da o tarihte yaşananları gösteren videolar, fotoğraflar kullanılmış, sürekli bir hareket halinde olduğu için takip etmesi kolaydı. 10 dakikalık bu videoyu iki defa izleyince tüm bilgiler hatırlanır olmuştu. Video’nun sonunda da daha çok bilgi almak için okuyacakları bir kaç makale ve yazıya bağlantı verilmişti. Video’nun yarattığı duygu, Yusuf’u onları da okumaya teşvik ettiği için, onları da okumuştu. 

Şu anda bu sanal eğitim durumu beni etkilemese de çok isyan ediyorum. Söyleyecek çok şeyim var. Ama şimdilik tüm öğretmenlere, anne babalara ve çocuklara sabır diliyorum. Hele hem anne baba olan hem de öğretmen görevini yerine getirmesi gereken anne babalara güç diliyorum. Bu konuda daha çok yazacağım sanırım ama 25 yıldır yuva öğrencilerinden üniversite öğrencileri ve iş adamlarına eğitim vermiş bir öğretmen olarak şunu demek istiyorum: Aileniz önemli, çocuğunuz önemli, evinizin huzuru önemli. Siz önemlisiniz. Olduğu kadar demeyi öğrenin. Çocuklarınıza nefes aldırın, siz nefes alın. Savaşmayın çocuğunuzla. Sistem gaza basıyorsa siz arada frene basın.

Related Articles

Bugün günlerden Cuma

“Bugün günlerden Cuma…”  Karıştı hepsi birbirine. Saatler yer değiştirdi, günler birbirine aktı…saatim başucumda kaldı. “Bugün ne?” sorusu aldı “Kaçta eve gelirsin” sorusunun yerini. Kuruldu salondaki…

Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
  Bildirim al  
Bildir
Araç çubuğuna atla