Ufak Bir Yazı Atölyesi 4

Tekrar merhaba!

Evet geldik bu Ufak Yazı Atölyemizin son bölümüne. Şu ana kadar sizinle yazma hayalinizin önünde duran engelleri kaldırmak için EFT yapmayı çalıştık. Umarım yapmış ve faydasını görmüşsünüzdür. Benim tecrübeme göre bir fayda görmediyseniz muhtemelen yapmamayı seçtiğiniz içindir. 🙂 Duygusal olarak yaşadığım bir çok olayda EFT ile tekrar dengeye geldiğimi, hayal ettiğim şeylerin önünde duran engelleri EFT ile aştığımı biliyorum. Umarım size de faydası olur.

Sonra serbest yazıların, kurallara takılmadan, bilinç akışıyla yazmanın, zihnimizi kovalayıp bir konudan yazıya başlayıp başka bir konudan çıkmanın keyfini, yazabiliyor olmanın dayanılmaz tadını, saçmalama hakkının hafifliğini 6 dakika yazılarıyla deneyimledik. Hala 6 dakika yazılarınızı yazmaya devam ediyorsanız, hemen kendinize bir ödül verin. Bu neredeyse bir haftadır her gün yazıyorsunuz demektir ve bir ödülü hak ettiniz anlamına gelir. O çok hayranlıkla bakıp satın almaya kıyamadığınız kalemi, defteri kendinize hediye edin bugün, ya da bilgisayar koltuğunuza bir sırt yastığı alın veya bir haftadır yazmaktan ağrıyan ellerinize masaj yaptırın.

Geçen yazımızda da 15 dakikalık serbest yazılarla anlatılmayı bekleyen anılarımızı ortaya döktük. Daha farklı, daha sınırları belli bir alanda serbest yazmayı öğrendik. Şimdi biraz o 15 dakikalık yazılarla ilgili konuşacağız.

Yazarken belki de en büyük sıkıntılarımızdan, kaygılarımızdan biri kalemi kağıda her götürdüğümüzde yazdıklarımızın bizimle ilgili çıkmasıdır. Yani ne yaparsak yapalım kendi hayatımızı yazıyoruz gibi gelir. Kendimizi yazmak istemiyoruz, deşifre olmak istemiyoruz, birileri hakkında yazdıklarımızla onları incitmek istemiyoruz. Ama anıları ortaya dökelim dediğimizde sanki ön sıraya onlar diziliyor ve kalemimizden akıp kağıtta kabak gibi duruyorlar.

Öncelikle şunu kabul edelim. Anlatmak zorunda olduğunuz her neyse, onu anlatmamak için ne kadar direnirseniz direnin o kendini ortaya koyacaktır. Yazılması gereken anlatılması gereken her neyse onu anlatmadan başka şeylere geçemeyeceksiniz. Yine de bu aşamayı geçerken de kendinizi deşifre etmek zorunda değilsiniz aslında.

Sizin anlatmak zorunda olduğunuz şey aslında kendi yaşadıklarınız değil, onların sizde bıraktığı duygusal izlerdir. Bunu bir daha okuyun lütfen… Bu ayırımı yaparsanız çok rahatlayacaksınız. Yaşadıklarınızın sizde yarattığı duygular sadece size özel değildir. O olaylar, olayların içindeki kişiler size özel olabilirler ama duygular ortaktır. Her insan kayıp duygusunu tatmıştır, çaresizliği, coşkuyu, sevinci, acıyı, yalnızlığı tatmıştır. Kendi yaşadıklarınızın içinden olayları ayırıp sadece duyguları çekip çıkartırsanız size özel değil, herkese ortak olan duygulardan yazmayı başarabilirsiniz.

Bir örnek vererek daha da netleştirmek istiyorum bunu. Diyelim ki heyecanla yıllarca bekleyip sonunda hamile kaldınız. Ancak her şey yolunda gitmedi ve ilk üç ay içinde bebeği düşürdünüz. Bu sizde bir çok duygu yaşatır. Derinden izler bırakan duygular yaşarsınız. Olaylar sizde iz bırakmak, onlarla yaşadığınız duygular iz bırakır. Şimdi böyle bir olayda neler yaşar bir kadın…kayıp, başarısızlık, çaresizlik, öfke, hüzün, acı, boşluk, vazgeçmişlik, beceriksizlik, suçluluk, pişmanlık, umutsuzluk, kırgınlık….liste uzar gider.

Görüyor musunuz? Bu duyguların hepsi bambaşka bir olayda da yaşanır. İşini kaybeden bir insanı yazacak olsaydık bebek kaybetme olayından yola çıkarak yazabilir miydik? Elbette. Yıllardır heyecanla beklediği konuma gelmiş genç bir yönetici yaratalım. Onun için de her şey yolunda gitmiyor ve ilk üç ay içinde görevinden alınıyor. Ne yaşar? Kayıp, başarısızlık, çaresizlik, öfke, hüzün, acı, boşluk, vazgeçmişlik, beceriksizlik, suçluluk, pişmanlık, umutsuzluk, kırgınlık…

Görüyor musunuz? Kendi hikayelerinizi yazmak size neler yaşadığınızın farkındalığını verecek. O farkındalığın içinden yaşadığınız duyguları ayıklayacaksınız. Sonra o duyguları alıp başka bir olaya aktaracaksınız. Ben hamile kalmaya çalıştığım yıllarda sigarayı bırakmıştım. Bebek düştükten sonra sakladığım sigara paketini çıkartıp pencere önünde bir sigara içtiğimi hatırlıyorum. Yağmur yağıyordu ve sonbahar olduğunu hatırlıyorum. Evin sessizliğini hatırlıyorum. Üzerimdeki geceliği çıkartmamıştım, üç gün onunla dolaşmıştım. Hatırlıyorum, peş peşe hayata inat eder gibi içmiştim üç sigarayı… Şimdi alıp bunu işini kaybeden o adama yüklersem bu eylemleri ve duyguları nasıl olur. Adam işini kaybettiğini öğreniyor. O konuma gelmek için çabaladığı yıllarda sigarayı da bırakmış, iş yerinde daha olumlu bir intiba bırakmak istemiş. Odasına gider haberi aldıktan sonra. Bir plazanın 25. katında yere kadar inen pencerelerden dışarıya aşağıdaki şehre bakar. Yağmur yağıyordur. Çekmecesine sakladığı belki bir gün ister canım diye koyduğu paketi çıkartıp, yasakları umursamadan bir sigara yakar. Dışarıda şirketin koşuşturmasını dinler, kravatını çıkartır, üst düğmesini açar. Bir sigara, bir tane daha içer. …

Çalışma:

Hatırlıyorum ve hatırlamıyorum yazılarınızın her biri bir hikayedir aslında. Yazdıklarınızın içinden size dokunan birini seçip yine bir 15 dakika boyunca o anınızı ayrıntılarıyla yazın. Hatırladığınız duyguları, eylemleri yazın. Sadece o anıya odaklanın bu sefer. Sonra bittiğinde biraz ara verin. Bir saat sonra o yazıya tekrar dönün ve içindeki duyguları bulun. Aynı duyguların yaşanacağı benzer ama farklı bir olay düşünün. Şimdi o hayali olayı yukarıda benim yaptığım gibi gerçek olayınızın akışına göre yazın. Duygular aynı hikaye farklı olsun. Unutmayın bunu hatırlıyorum hatırlamıyorum yazılarınızdaki tüm anılarla yapabilirsiniz.

Ve geldik bu Ufak bir Yazı Atölyesinin sonuna. Umarım yazmaya başlamışsınızdır, umarım keyif almış, daha önceden deneyimlemediğiniz en az bir şeyle ayrılıyorsunuzdur. Umarım yazmaya farklı bir yerden bakıyor, devam etmek için heyecan duyuyorsunuzdur.

Bu çalışmalarla size Sanal Yazı Atölyesinden ufak tadımlık bir duygu bırakmak istedim. Memnun kaldıysanız, devam etme heyecanınız ve istediğiniz varsa  son yazımda sanal atölyeden nasıl faydalanabileceğinizi, sistemin nasıl çalıştığını anlatıyor olacağım. Bu kadarı yeter bana diyorsanız size de teşekkür ederim, bize ve kendinize zaman ayırdığınız için. Artık elinizdeki serbest yazı çalışmalarını ara sıra yapmayı ihmal etmeyin, yazıdan tamamen kopmayın. Devam etmek istiyorsanız da TIKLAYIN.

Sevgiler
Yeşim

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment
  Bildirim al  
Bildir