Umut’tu Adı

Umut’tu adı. İyi tanırdım onu. Her sabah uyandığımda orada olurdu. Her akşam başımı yastığa koyduğumda bakardım ona. Biraz yaşlanmış, hafiften darbeler alımış gibi gelirdi, ama yanımdaydı, oradaydı. Gülümserdi. O yamuk gülümsemelerden birine sahipti. Onun varlığının huzurunda dalardım derin uykulara. Onun nefesine uyanacağımı bilerek açardım gözlerimi her sabah. 

Günlerdir, aylardır üzerimden atamadığım bir huzursuzluk. Birisi hortum dayamış içime çekiyor, çekiyor. Nasıl bir savaş veriyorum usul usul. O çekiyor, kanım çekilir gibi ve birden kendimi yerlerde buluyorum. Başımı kaldırdığımda yukarısı çok uzak. Çıkmak istiyorum, alışkanlıktan. Ayağımı basacak yer bulamıyorum. Uzanıyorum yere artık. Beklemeyi öğrendim. Bazen çok yukarıdaki o boşluktan, aydınlıktan ışık vuruyor duvarlara. O zaman bir kaç adımlık yer görüyorum. Basıyorum. Yükseliyorum. Ellerim kanıyor tutunmaktan. Ayaklarımın altı çıplak, acıtıyor bastığım bazı yerler. Yine de yükseliyorum. Işık artıyor. Ben çıktıkça dökülüyor üzerimden parça parça çamur gibi ağırlıklar. Bebekleri de böyle bırakmıştı bedenim, parça parça. Ama kanamıyorum şimdi. Temiz hava doluyor ciğerlerime. Az kaldı diyorum. Az kaldı, birazdan berrak bir gökyüzünün altında derin derin nefes alacağım. Kuşlar uçacak, sığırcıklar. Onları seviyorum en çok. 

Sonra bir şey oluyor. Bilmiyorum, bulamıyorum ne olduğunu. Birisi şalteri kapatır gibi bir anda içimde bir şey ‘klik’ sesi çıkartıyor. Panikliyorum. Bu ses inişin sesi. Tam da bir kaç basamak daha kalmışken durduramıyorum o aşağıya çekilmeyi. Yanaklarım iniyor önce. Sarkıyor. Gözlerimden ışığı çekip alıyor. Hortumun sesi bir uğultu. Çekiyor, çekiyor, iniyorum. Her düşüşte bir parçamı bırakıyorum duvarlarda. Resim gibi, çerçevesiz, önemsiz. Her inişte azalıyorum, eksiliyorum. 

Bir sabah huzursuz kabuslardan uyanıp,  kahvemi içerken, pencereden bakarken anlıyorum gittiğini. Umut’un eşyalarının eksildiğini, parça parça götürdüğünü o gün anlıyorum. Evin boş odalarında dolanıyorum. Hiç bozulmamış yatağın sağ tarafına oturuyorum. Onun tarafı. Ölmekten korkar insanlar. Ya ölememe ihtimali? Bilir misiniz ölememek ne kadar korkunç bir şeydir. Gitmek isterken gidememek. Belki bir gün döner diyerek yokluğunda onu var etmek ve kendini oraya hapsetmek, oraya, yaşamın o döngüsüne. Odalar boş, duvarlarda onun çizdiği resimlerin bıraktığı izler. Birlikte asmıştık oysa o resimleri, çerçevelerini birlikte seçmiştik. Kahvem soğuyor, Güneş çekiliyor, yağmur yağıyor şehre. Yarın güneşli ve 25 derece olacak diyor televizyonda hava durumunu sunan mavi döpiyesli sarışın kadın. Üşüyorum ben.

3
Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
3 Yorum sayısı
0 Yorumlara gelen cevaplar
3 Takip edenler
 
En beğenilen yorum
En ateşli yorum
3 Yorum yapanlar
Sevgi ErziBiricik İskender Maltepeebruguman güman Güncel yorum yapanlar
  Bildirim al  
Bildir
Sevgi Erzi
Üye
Trusted Member

İçimdeki bataklık… Nedense bu iki kelimeyi yazdı elim… Bir de altına imzamı atabileceğimi düşündüm bu yazının… Benzer şeyleri hisseden, yazan biri-leri-nin olması… İyi geliyor diyeceğim, yakışıksız kaçacak sanki…

Biricik İskender Maltepe
Üye
Active Member

Ölmekten korkar insanlar. Ya ölememe ihtimali? Bilir misiniz ölememek ne kadar korkunç bir şeydir. Gitmek isterken gidememek.

Sanırım beni en çok etkileyen ve yaralayan cümle bu oldu …
Bu duyguyu iyi bilirim, sağlam halatlarla inancımla hayata tutunup giden sevdiceklerimin ardından “bu kadar iyi bir yer olmasa beni bırakıp gitmezlerdi” demek. Kendi ailenizi kurmuş, çoluk çocuk sahibi olsanız bile “şimdi babam hayatta olsaydı, beni en iyi o anlardı” onu çok özledim diye saatlerce ağlamak. Siyah beyaz fotoğraflarda kalan o rakı sofrasındaki iki yakışıklı adamın artık farklı bir alemde kadehlerini tokuştururken seni izlediklerini bilmek. Ve geride kalanlar için sağlam durman gerektiğinden içine içine ağlamak….

ebruguman güman
Üye
Active Member

Bebekleri de böyle bırakmıştı bedenim parça parça,çok etkiledi bu cümle,Denizin en derin yerinden,suyun üstüne çıkmaya çalışırken,karanlık suların aydınlanması ve tam suyun üstüne çıkacakken,nefesin yetmeyip,karanlık suya ağır ağır iniyor gibi hissettim,Umut ne güzel anlatılmış,farklı Umutlar yakaladım,kaleminize sağlık yeşim hocam