Yavaşla

Bugün kendinize kimsenin, hiçbir işin, görevin, sorumluluğun bölmeyeceği bir zaman dilimi hediye edin
– Louise DeSalvo

Yavaş. Çocuk parkındaki salıncağın bir ileri bir geri salınımıyla gelen gıcırtı. Sol taraftaki iki salıncak. Belki de arkadakiler, tam ortanın arkasındakiler. Gııırrç, gırç. Geri çekilirken mi uzuyor sesi. Birden tek bir gırç. Şimdi korttan geliyor ses, top ve raket buluşuyor. Tok, Tak. Üst üste, hızlı vuruşlar. Karşılıklı iki kişi, belki iki ayrı korttan iki ayrı kişi. Park yerine geri geri girmeye çalışan bir araba, sanki tam penceremin altında. Gaza basıyor ınnn ınnn ınnn. İtiraz eden bir çocuk, talepkâr. Biliyor sanki, yeterince mızmızlanırsa eve gitmezler daha. Kağıt önümde, kelimelerim tek sıra anlamları dağınık, anlamsız. Başım sağ elimde, kolum koltuğun arkasında kağıda bakıyorum. Pencereye dönmeden biliyorum, güneş var. Nefis dediğim günlerden. Köln’de yağmur var mıdır? Elim telefona uzanıyor. Hava durumuna bakacağım. Telefondan. Geri çekiyorum. Huzursuz bir kıpırdanış, ruhun karıncalanması gibi. 

Yaşam böyle gelir…bir sesle, bir kokuyla, duyularımızdan girer içimize. Adlandırırız, bir araba bu, çocuk, tenis, güneş…anlamlandırmaya başlarız, eve gitmek istemiyor, karşılaştırırız, yağmur var mıdır şimdi orada? yargılarız, anlamsız. Sürekli geleni şekillendirir, etiketler, kategorilere koyar zihnimize yerleştiririz. Bilmek isteriz. Bilgi bize güven verir, her şey kontrol altında der. Oysa hiçbir şey kontrol altında değildir. Her şey dönüşür, değişir. Etiketlediklerimiz, bilgi dediklerimiz tekrar tekrar kullanılır, gerçekler algılarla birleşir, yargılarla yontulur anlamlar yüklenir ve biz gerçeği kurgularız.

Kâğıda geldiğimde fikirler koşuşur, kalemim hepsini yakalamak ister, hızla. Kâğıda düşen her kelime yeni fikirler doğurur, zihnim koşar. Yavaştır elim. Harfleri özenle, dikkatle yerleştirir sayfaya. Klavyenin on parmak hızını özlerim. Mürekkebin kâğıtta bıraktğı izleri, kıvrımları takip ederken kaçar kalemimden fikirler. Gözüm kayar onlara, gidişlerine. Bırak onları, onlar sadece fikir, anlık heyecanlar. Alan açtıkça çoğalırlar, çoğaldıkça onlar alan genişler. Yetişemezsin hepsine. Bir ömre sığmaz yaşamak istediğin yaşamlar, yazmak istediğin hikâyeler, aşklar, tutkular, heyecanlar. 

Yazmanın dünyasında yolculuk vardır, varılacak hiç bir yer yoktur, yolculuk sonsuzdur. Hem birşeyi bitirmek istersin, hem de kaçırmamak hiçbir şeyi. Her şey değerli gelir…ama öyle mi dir gerçekten?

Her fikri yakalamaya çalışmayı bırak. Geliştirilmeden onlar sadece toz zerrecikleridir. Altın tozu gibi gelir bazen, peri tozu belki de, bir romanı, bir öyküyü vaat eder gibi, hayatla ilgili bir gerçeğin sırrını açacak gibi. Seç birini, tek bir fikri. İyi mi, kötü mü, doğrusunu seçtim mi demeden tek birini seç gerisini bırak…giden gitsin. O tek bir fikri al ve derine dal. Yazmak böyle gelişir.

2022 bahar aylarında sadece Yazarlar Kulübü üyelerine açılacak Yavaşlayarak Yazmak – Canlı Zoom Atölyesinden alıntı…

6
Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
3 Yorum sayısı
3 Yorumlara gelen cevaplar
4 Takip edenler
 
En beğenilen yorum
En ateşli yorum
4 Yorum yapanlar
ebruguman gümanBedia KorkmazYeşim CimcozYaprak Karaman Güncel yorum yapanlar
  Bildirim al  
Bildir
ebruguman güman
Üye
Active Member

Çocukluğumun gıcırdayan salıncaklarına gittim,küçücük oldum birden,salıncakta sallanmak,döne döne kendini dönme dolapta gibi sallandırmak.Mürekkebin elimde bıraktığı iz,ilk dolma kalemim,anılar arasında gittim,geldim sağolun

Bedia Korkmaz
Üye
Trusted Member

“Seç birini” bana çok şey vaat etti. Uzun bir yolculuğa çıkar gibi❤️

ebruguman güman
Üye
Active Member

Her seçim bir vazgeçiştir.Doğru mu? acaba

Bedia Korkmaz
Üye
Trusted Member

Hem öyledir hem değildir, seçebildiklerin çok kısıtlıdır aslında, ama yine de yola çıkmak bir seçimdir:)

Yaprak Karaman
Üye
Trusted Member

Ruhun karıncalanmasını seçtim ben. Bilinmeze cevap gibi.