Yazdıkça gelişir yazdıklarınız…

Yazmaya başlamak için zamana ihtiyacımız olduğuna inanıyoruz. Uygun bir yere, uygun bir ruh haline sahip olmamız gerektiğine inanıyoruz. Gerçek şu ki çoğumuzun böyle bir lüksü hiç olmadı, belki de olmayacak. Ailelerimiz var, işlerimiz, yönetilmesi gereken bir ev hayatı, hal hatır sormak istediğimiz dostlarımız ve öğrenmek, yapmak istediğimiz başka şeyler de var. İş, görevler ve başkalarına karşı sorumluluklarımız birer mecburiyet, bazen de bir angarya olabilen şeyler. Yapmak istediğimiz diğer her şey sırası gelene kadar beklemek zorunda. Bir türlü de onlara sıra gelmiyor. Olur da kendimiz için bir şeyler yapacak vakit bulursak, hemen bir tatmin duygusu verebilecek, daha anlık karşılık alabileceğimiz şeyleri yapmayı seçiyoruz. Mantıklı da çünkü sadece bir saatimiz varsa kendimize ayırdığımız, o bir saatin sonunda tatmin duygusu yaşamak istiyoruz. Bu tatmini bize iyi bir romanı okumak, boyama yapmak, ya da bedenimizi esnetecek yoga, yürüyüş gibi bir şeyler yapmak da verebilir. Ancak, daha hızlı bir şekilde bizde tatmin duygusu yaratabilecek şeyler de var. Örneğin, bir dilim pasta yemek, hatta her hangi bir şey yemek ya da sevdiğimiz bir dizinin bir bölümünü izlemek gibi. O yüzden de kitap okumaktansa, yoga yapmaktansa ya da renkli kalemlerle bir resim boyamaktansa, televizyonun önüne geçip başka hayatların hikayesine, kurgu hikayelere dalmayı tercih ediyoruz. Bir saatin sonunda bir sürü şey yaşamış, bir şeyleri çözmüş hissederek kalkıyoruz. Kurgu hikayeler bir saatte bize bir ömrü yaşatabiliyor ve kısıtlı zamana hem çok şey sığdırmamızı hem de oradan tatmin olmuş hissiyle ayrılmamızı sağlıyor.  Şimdi, bir kitap ta bunu yapabilirdi ama daha çok zaman alırdı ve bizim de bir efor sarf etmemizi gerektirirdi. Bir de yazmak var. O sırasını bekleyenlerin sonunda duran yazmak. Yazmayı sevenler ya da anlatmak istediği bir hikayesi olanlar için bile genelde yazmak hep sıranın sonunda bekler. Yazmak belki de size ayrılan o kısıtlı zamanı değerlendirmek için en zor, en çok çaba isteyen seçim olarak sıranın sonunda yerini alıyor çünkü kendimizi geliştirmek için yıllarımızı vermemiz, çok çalışmamız, deneyip yanılmamız, hata yaparak gelişmemiz gerekiyor bu alanda ve ödülü geç geliyor. Bazen de hiç gelmeyecekmiş gibi hissettiriyor. 

Yazmak zaman, çaba, pratik ve sabır gerektirir. Bazı günler çok iyi yazarsınız ve çoğu gün yazdıklarınızı hiç beğenmezsiniz. Fikirler gelir, heyecanlanırsınız. Bir fikri hikaye sanırsınız, yazmaya başlarsınız ve bir süre sonra tıkanırsınız. O hikaye bir yere gitmez, fikrinizin rengi solar, parıltısı gider ve beraberinde çaresizlik, başarısızlık duyguları getirir. 

Şanslıysanız bir hikaye şekillenir ama bu sefer bambaşka bir yolculuk başlamıştır. Yazdıklarımızı düzeltmemiz gerektiğini biliriz ve bu düzeltme işinden nefret ederiz. Tembel olduğumuz için değil, nasıl düzelteceğimizi bilmediğimiz için, düzeltmeye çalışırsak var olan hikayenin de dağılacağından korktuğumuz için tepkiliyiz düzeltmeye. Ya düzeltmeye çalışırken iyice bozarsak? Çoğu zaman da bozarız ve bu da sürecin bir parçasıdır. Hikayelerin sonu gelmediğinde, fikirlerimizin parıltısı söndüğünde ya da yazdıklarımız değersiz ve amatörce geldiğinde yazmaya devam edersek, pratiği hiç bırakmazsak becerimiz gelişir, yazmak için ihtiyacımız olan iç görüye ulaşırız ve hikayelerin içimizde beklediği o yerin kapılarını açmaya başlarız. 

Yazmak süreklilik gerektirir, her gün ziyaret ettiğiniz bir yerdir. Kendinize verdiğiniz bir söz, tutkunuzla, anlatılmayı bekleyen hikayelerinizle  buluşmak için bir randevudur. Ulaşılacak bir mükemmellik yoktur, sadece pratik vardır. Bırakmaz, devam eder, yazmak için her gün kendinizle buluşmaya az da olsa bir zaman ayırırsanız, hediyesi sürecin kendisi olur. Başarısız hissettiğiniz günler eğitici olur, başardığınız günler ise özgüven getirir. 

Yazdıkça gelişir yazınız. Hiç vazgeçmeyin. Kötü yazdım dediğinizde neden kötü geldiğini keşfedin, hatalara değil, neyin geliştirilmesi gerektiğine bakın. İyi yazdım dediğinizde de neyin iyi olduğunu bulun ki onu tekrar etme şansınız olsun. Her gün bir yazma pratiği oluşturmak, yazılarınıza iyi ya da kötü değil de öğrenmek için bir fırsat olarak yaklaşmak ve her gün yazmak sizi daha iyi bir yazar yapacaktır.

6
Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
5 Yorum sayısı
1 Yorumlara gelen cevaplar
6 Takip edenler
 
En beğenilen yorum
En ateşli yorum
6 Yorum yapanlar
Yeşim Cimcozyilmaleyla027SEÇİL VERGİLİnur hayat buranBedia Korkmaz Güncel yorum yapanlar
  Bildirim al  
Bildir
Leyla Yilmaz
Üye
Member

Yeşim hanim,
Ilham geliyor bazı geceler kalkiyor sayfalarca yaziyorum, not duşuyorum hikayemde şu ve bunlarda olsun diye…ertesi sabah bi uyaniyorum, başka bir insan olmuşum. Yazma isteği saçma geliyor :/ Oysa başucumdan kitap hiç eksik olmaz, diziye ve filme uyarlanmış romanlara da bayılırım. Bende yolunda gitmeyen ne var??

Leyla

Seçil Vergili
Üye
Active Member

“Bir türlü de onlara sıra gelmiyor.”
Zihnime hücum eden otomatik düşünce! “Neden sıra gelmiyor peki? Engel ne?
Bu yazı ile kendime gelmem gerekiyormuş YEŞİM Hoca’m:))

nur hayat buran
Üye
Noble Member

Vazgeçmeyeceğim. Teşekkür ederim. 🙂

Bedia Korkmaz
Üye
Noble Member

Teşekkürler❤️

Gizem Ardıç
Üye
Noble Member

Biliyordum ama duymaya çok ihtiyacım varmış ❤️

✎Bize ulaşabilirsiniz