Yazı Kendini Yazıyor

Kitap Yazma Ayı yaklaşırken yazarların nasıl yazdıklarıyla ilgili bir kaç yazı paylaşmak istedim sizinle. İlham olsun, rehber olsun istedim. Bugün Karl Ove Knausgaard ile tanışın…

Norveçli yazar, Karl Ove Knausgaard “My Struggle” adında bir roman serisi yazmış. Seri, 5 milyon kişilik Norveç’te 450,000 adet satmış ve çok satanların arasına girmiş. Knausgaard’a nasıl yazdığını sorduklarında iki önemli noktaya değinmiş; sınırlayıcı bir konu ya da tema ile çalışmak ve yazarken yazdıklarının asla analizini ya da değerlendirmesini yapmamak.

Her sabah bir sayfa yazıyorum. Erken kalkıyorum ve iki saat içinde bir sayfa yazıyorum. Bir kelime ile başlıyorum. O kelimenin ne olduğunun hiç bir önemi yok, “elma” veya “güneş” ya da “diş” kelimesi ile başlayabilirim. Kelime sadece bir atlama noktası, başka kelimeleri tetikleyen ve beni sınırlayan bir kelime. Sadece o kelime hakkında yazabiliyorum. Başka bir konuya girmiyorum. Sınırların içinde kalmak önemli bu süreçte benim için. Ne yazacağımı bilmeden yazıya giriyorum ve yazı kendini yazıyor. 

Burada kaliteden bahsetmek mümkün değil. Tanrı aşkına böyle bir beklentim olamaz. Yani buradan öyle güzel yazılar falan çıkmıyor. Amaç oturup yazmak. Düşünmeden, yargılamadan, değerlendirmeden yazmak. 

Kendinin farkında olmadığında, kendinin ne yaptığına, ne olduğuna odaklanmadığında, daha önceden aklına gelmeyen şeyler yazmaya başlıyorsun. Düşüncelerin normalde aktığı yere akmıyor ve bambaşka bir yerden yazıyorsun. Dil senin içinde ama aynı zamanda dışında ve sana ait değil sanki. Edebiyat bunu yapabiliyor işte, içine bir şey attığında başka bir şey geri geliyor. 

Yazı sürecine, kendi yazdıklarına inancın varsa her şey kolaylaşıyor. İnancın kırıldığında her şey zorlaşıyor, düşünmeye başlıyorsun, saçma oldu demeye, değersizleştirmeye başlıyorsun. Asıl mücadele bu; bu zihindeki bıdı bıdı seslerin üstesinden gelmeye çalışmak.

Benim için bir şeyi hatırlamak ile onu yaratmak arasında bir fark yok. Kurgu romanlarım her zaman bir gerçek, bir yaşanmışlıkla başlamıştır. Gerçek olmayan imgelerle gerçek olanların gücü aynı ve o ikisini ayıran ince çizgi yok oluyor. Bir şey yazıp bitirdiğimde neyin gerçek neyin kurgu olduğunu hatırlayamıyorum. O yüzden benim için ikisi de aynı.  Gerçekleri yazmak objektif bir şekilde gerçekleri aktarmak değil benim için, gerçekleri yazmak demek onları benim hatırladığım şekilde aktarmak demek. Kitapta bir çok yanlış anı var belki ama kitaba koydum çünkü o anılar benim için gerçek.

Yazmak utançtan kurtulmaktır. Sosyal yaşantıda utancın önemli olduğunu düşünüyorum. Her şeyi düzenleyen, insanların birbirine medeni ve uygun davranmasını sağlayan bir duygu. Ama ne yazık ki bende bu duygu fazlasıyla var, aşırı doz almış gibiyim. Beni o kadar sınırlıyor ki hiç bir şey yapamıyorum. Yazarken mesele özgürleşmektir. Neyin özgürlüğü bu? Sana bakan, değerlendiren, yargılayan insanların baskısından özgürleşmek. 

Çeviren: Yeşim Cimcoz

7
Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
7 Yorum sayısı
0 Yorumlara gelen cevaplar
7 Takip edenler
 
En beğenilen yorum
En ateşli yorum
7 Yorum yapanlar
Nur CengizNecdet KülçeYonca YAŞARSEÇİL VERGİLİArzu Savaş Güncel yorum yapanlar
  Bildirim al  
Bildir
Nur Cengiz
Üye
Active Member

yazmak özgürleşmektir…. bu çok güzel bir ifade. yargılayanın baskısından uzaklaşmak.

Necdet Külçe
Üye
Active Member

Knausgaard röportajı çok etkileyici. Yazar, kartanesi metodunu veya benzerini uyguluyor galiba… Kavgam kitabı dört bin sayfadan fazla.

Yonca YAŞAR
Üye
Active Member

Yazi dünyasında girdigim her sokakta, kapısını araladigim her kapida, yaziyorum diyen her kalemde yazi yazmaya ilişkin okuduklarından tatmin olmadım. hep baska bir sey olmali diyor, bu işin büyüsünü yasiyor ama nasil anlatılır bilmiyordum. Ta ki sizi tanıyana dek. Bizi bu büyülü sözcüklerle bulusturdugunuz için, varlığınız icin coook tesekkurler. Daim olun sevgili yeşim hocam…

SEÇİL VERGİLİ
Üye
Member

“Yazdıklarıma saçma demek ve değersizleştirmek…Zihnimdeki bıdı bıdılar… Utanmak, beni sınırlıyor…”
Biri beni anlatmış.:)) Müthiş. Teşekkürler. Duvara mı asmalıyım bu yazıyı ya da masa üstüne mi koymalıyım ki okuyayım bolca.

Arzu Savaş
Üye
Member

Yazı kendini yazıyor…Yeşim nefis. Cok tesekkur ediyorum bu paylasimin icin. Bir solukta okudum, simdi bir kere daha okuyacagim, sonra belki bir kere daha ve daha 🙂

öykü uyar tekşen
Üye
Trusted Member

Peri defterimi açtım ve zamanında senin söylediğin ve benim not ettiğim bir cümleni getirdim buraya. Demiştin ki;
“Bunca lafı neyi yazmamak için yazıyorsun. Ya da yazmadığın ne? Önce içini kus! Oradaki duyguyu keşfet. Sonra o duyguyu başka bir konuya montele.”
Hepsi bu işte!
Knausgaard’ı okudum, çalışma rutininden de cebime koydum bi’ cümle.
Bu değerli bilgileri paylaştığın için ve varlığın için teşekkürler canım hocam (:

Hilal Kılıçaslan Kılıçaslan
Üye
Member

Sanalyazıeviyle ilk tanıştığım zamanlarda bir videonuzda “yazmak bulunduğunuz hayattan farklı bir hayatı yaşatmaktır. Yazmak içinizde bulunan(söyleme ayıp gibi bastırılmış) kelimeleri açığa çıkarmaktır. Yazmak sadece sana ait olan bir dünyayı kurmaktır” demiştiniz. Ben bunu o an defterime not aldım. Ne zaman yazmaya başlasam veya yazmaya çekindiğim bir konu olsa okuyup yazmaya başlıyorum. Şimdi blog yazısında gördüm ki Karl Ove Knausgaard bile yazmak özgürleşmektir diyor. O halde devam edelim doğru yoldayız. Yazalım, özgürleşelim güzelleşelim. Kim bilir belki hayalini bile kuramadığımız bir hayatı roman yapar orada da olsa yaşarız… İyi ki hayatımdasın Yeşim Cimcoz ❤️❤️❤️