Yazmak Nedir?

‘İyi’ bir hikaye okuması kolay, okuru içine hemen alabilen, dikkatini tutabilen bir hikayedir. İyi hikayeler bittiklerinde okurda bir iz bırakırlar. Okura ya bir şey katar ya da onu bir şekilde dönüştürür. Bu bir duygu dönüşümü olabilir, yeni bir bakış açısı, yeni bir bilgi olabilir. Bunu başarmak için de yazarın elinde sadece kelimeleri vardır. Yazar beden dilini, mimiklerini, ses tonunu, kokuları, sesleri, tatları kullanamaz. Onun kelimeleriyle bütün bunları yaratması gerekir. Bu yüzdendir ki iyi hikayeler yazmak için okurların kelimeleri sevmeleri gerekir. Hatta onlara aşık olmaları gerekir.

Kelimeleri Lego parçalarına benzetirim. Parçaların yerini değiştirebilir, bir öyle bir böyle deneyebilirsiniz. Parçaları yan yana, üst üste yerleştirebilir, istediğiniz kadar yükseğe çıkartabilir, aralarında boşluk bırakabilir, ya da sıkı sıkı birbirine yapıştırıp bir bütün algısı oluşturabilirsiniz. Yazarlar da kelimeleriyle oynamayı sevmelidir. Bitmiş bir hikayeyi hayal ederken, onu yaratma sürecindeki bu oyunun keyfine kendilerini teslim edebilmelidir.

Yazar dolayısıyla, okumalıdır, gözlemlemelidir. Başkalarının yazdıklarında ritimleri duymalı, kelimelerin nasıl yan yana geldiğini, nasıl bir duygu yarattığını izlemelidir. Okumak, yazarlar için pasif bir eylem değildir. Bizler kelimeleri elimizde tutar gibi, kokusunu alır, sesini duyar gibi okuruz. O kelimelerin bir araya geldiğinde bize nasıl dokunduğuna, bizi nasıl dönüştürdüğüne bakarız.

Bunlar işin ‘yazma’ tarafı. Bir de hikaye toplamak vardır. Hikaye toplarken bir yazar hayatın içinde gözlemcidir. Etrafta olanlara şahit oluruz. İzler, gözlemler ve ya zihnimizde ya da kağıt üzerinde not alırız. Yaşananlar bizi yoğurur, dönüştürür. Sadece gözlemde kalmayı başarabilirsek, gözlemlediklerimiz içimizde büyür, kendi kendilerine toplaşmaya, doğal olarak bir anlam oluşturmaya başlarlar. Yazarın işi aradan çekilip bu akışa izin vermektir. Olanları ve o olanların kendisinde nasıl bir dönüşüm, etkileşim yarattığını fark etmektir.

Yeşim Cimcoz

Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
  Bildirim al  
Bildir