Geliştirici Editörlerimiz

CF64A919-32B1-488D-A431-40C32B936AC3

Behiye Malkoç

Okumak ve yazmak hep tamamlayıcı parçaları  oldu hayatımın. Gidilen okulların, alınan eğitimlerin yanı sıra bu sevgi de kelimelere olan inancımı ve saygımı pekiştirdi. İnsanın kendiyle yoğurduğu her çıktı değerlidir, buna vesile kelimeler olunca bendeki efsunu bir başka. 

Dolayısı İle metinlerinizi gözünüz arkada kalmadan bana emanet edebilirsiniz. Yazılarınızla iki şekilde bağ kuruyorum.  Birincisi redaksiyon ya da içerik editörlüğü: İmla ve noktalama hatalarını ve kurgusal tutarsızlıkları gidermeyi içeriyor. Kelime ya da cümlelerle ilgili önerilerde de bulunuluyor. 

Amaç yazarla istişareli olarak metni hatasız hale getirmek. 

İkincisiyse geliştirici editörlük: 

Metinde (dosya, kitap) kullanılan dilin kurallara uygunluğunun yanında nasıl daha iyi sunulabileceği, üsluba müdahale etmeden varsa cümlelerdeki sarkma vb teknik iyileştirmelerin nasıl yapılabileceği ile de ilgilenir. 

Bilinmeyen bir yazarın kitabı yayınevince kabul edildiğinde  bir editör tahsisi söz konusu olacaktır mutlaka, ancak o bünyede  yayına hazırlanacak kitap sayısının fazlalığı çeşitli zorlukları da beraberinde getirebilir. Bu bağlamda bu sürecin  öncesinde dosyanın (kitabın) bağımsız bir editör elinden geçmesi yayınlanma ihtimaline olumlu katkı sağlayacaktır.  

idil

İdil Dammer

Sylvia Plath  günlüğünde bir sayfaya şöyle yazmış.
“Wessley’de kapının önünde oturur hayatımın durağanlığının yasını tutardım. Ah bir gezsem neler yazardım“

Bu satırları okuyunca sevgili Plath‘a sordum, soğuk baharları, durağan bir ormanı nereye kadar yazabilirim?

Yazmak yerine okumayı seçtim. Bol okur, yazar ve çokça sorgularım. Ben İdil Dammer Yazı Evi’ne hoşgeldin. Hadi başlayalım mı?

IMG_0648

Leylan Yener

Dört yaşından beri okuyorum, hâlâ bitmedi okumak istediklerim. Metroda, kafede insanların elinde kitap görsem merak ederim. Bu yüzden kütüphanem kimin önerdiğini hatırlamadığım kitaplarla dolu. En çok otobiyografileri seviyorum – belki biraz da magazin sevdiğimden. –de’lerin –da’ların –ki’lerin hastasıyım, doğru yazılmazlarsa. Çünkü dilimizi çok seviyorum; değeri bilinsin, hakkı verilsin istiyorum. 

Marguerite Duras, Yazmak adlı deneme kitabında, Raymond Queneau’dan şu cümleyi alıntılar: “Başka hiçbir şey yapmayın, yazın.” Buna tek bir istisna getirebilirim ben: bir de okuyun. Ben öyle yapıyorum.

Fotoğraf

Metin Çalışkan

Alter egosu Cemal Erdem’in anlatımıyla… 

“Bir zamanlar bir yerlerde doğduğu rivayet ediliyor. Ben çok üstünde durmuyorum. Kendini pek sevdiğim de söylenemez. Yine de hakkını teslim etmeli, inatla düşlerinin peşinden gidiyor. Hikâye anlatıcılığı, boşluk tamirciliği konusunda çabalıyor. Yazdıklarının yayımlandığı da oluyor, defalarca reddedildiği de. 2015’ten beri editörlük yapıyor. Kalan vakitlerde, yazamadığı öykülerin, çekemediği filmlerin peşinde koşuyor, bol bol okuyor. Bir de arkadaşlarıyla fanzin çıkarıyor. Bana kalsa hayatta uğraşmayacağım işler ama o da böyle bir insan işte.”