Ufak Bir Yazı Atölyesi 3

Tekrar merhaba,

Umuyorum en azından 3 tane altı dakika yazısı yazmışsınızdır. Birazdan o altı dakika yazılarıyla daha sonra neler yapabileceğinizi de konuşacağız. Ama şimdi yine biraz başarmaktan ve bizi hayalimize götürecek o adımı atmaktan ya da atamamaktan bahsetmek istiyorum.

Önceki yazılarda size iç ve dış seslerimizden bahsetmiştim. O iç sesimize dönüşen dış sesleri susturmak için EFT uygulamayı deneyimlemiştik, sonra da listeler ve 6 dakika yazılarıyla kalemi kağıda koyup yazmaya başlamıştık. Yine de bazı şeyler sizi geri tutuyor olabilir. Siz enerjinizi inancınızı yükselttikçe dışarıdan gelen tepkilerle onu korumak zor olabilir. Yazmaya karar vermek, başarmak istediğimiz her şey gibi engebeli bir yolda ilerlemektir. Bazen iyi günleriniz olacak, yazılar, hikayeler su gibi akacak içinizden, bazen de günlerce yazamayacak, içinizde giderek büyüyen bir sıkıntı olacak. Önce bunu kabul ederek başlayalım. Her şey her zaman istediğiniz gibi gitmeyecek. Hele yazmaya ve ileride yayınlanmaya karar verdiyseniz, red edileceksiniz, birileri yazınızı beğenmeyecek, olumsuz şeyler söyleyecekler. Bunlara kendinizi hazırlamalısınız. EFT çalışmalarınız, istikrarla yazmaya devam etmeniz, olumlu olumsuz alacağınız geri bildirimleri duymanız, sizi incitmiş olsalarda yapılan geribildirimlerin gerçeklik payı var mı diye bakmanız yazınızı geliştirir.

Amerika’da yaşayan bir yazarlık hocam var. 42 yaşında şair olmaya karar verip, lise edebiyat öğretmenliğinden ve kocasından ayrılıp, ailesinin ve tüm çevresinin başaramazsın sözlerine inat kendini üniversiteye yazdırmış. 4 yıl boyunca şiir yazmayı öğrenmiş. İlk yıl derslere gittiğinde en yaşlı öğrenci kendisiymiş. Hocaları, diğer öğrenciler derste okuduğu şiirleri parçalamışlar. Onlar konuştukça söyledikleri her şeyi not edermiş. Açtım, o kadar açtım ki iyi ya da kötü olması umrumda değildi, her geribildirimi bir öğrenme ve gelişme imkanı olarak gördüm demişti. Bugün kendisi Amerika’da tanınan bir şair ve yazı hocası. Ama en önemlisi de hayalini yaşıyor.

Diyeceğim o ki, kendinizden azı değil, kendinizden çok şey bekleyin. İyi olmayı, bazen başaramamayı, çok iyi yazmayı da çok kötü yazmayı da bekleyin. Sizin tutkunuza sahip olmayan, hayatında bir hedef oluşturup ona doğru gitmek için zorluk yaşamamış insanları dinlemeyin. Onlarla hayalinizi paylaşmayın. Aynı alanda olmasa da bir hayale, bir hedefe ulaşmak için ne kadar çaba sarf etmeniz gerektiğini anlayan, o süreci yaşamış ve başarmış insanları dinleyin. Bu insanların da bazıları geldikleri yerleri fazlasıyla önemseyecektir ve sizin hayallerinizi yıkmaya çalışacaktır. Onları da dinlemeyin. Size yapıcı, sizi geliştirecek geribildirimlerde bulunan, hayallerinizi alıp bir yola girerek onları gerçekleştirmeye sizi götürecek insanları dinleyin.

Bir şeyi başarmak istiyorsanız eyleme geçmek zorundasınız. Şu anda her gün bir 6 dakika yazarak, EFT yapıp engelleri kaldırmaya çalışarak eyleme geçtiniz. Bunun kıymetini siz biliyorsunuz. Bilmeyenlere anlatmayın. Başarmak sürece teslim olmaktır, mükemmele ulaşmak değildir. Başarı sürecin kendisinde attığınız küçük adımlar ve her adım attığınızda başarmış olduğunuzu fark etmektir. Yeni bir beceri geliştirmek istiyorsak hata yapmayı da kabul etmeliyiz. Hata yapmadan öğrenme olmaz.

Başarmak istiyor musunuz? Şu anda buna karar verin. Bilmiyorum diyorsanız belki de zaten karar vermişsinizdir. Vazgeçtiyseniz, bu da bir karardır unutmayın, sizin kararınız. Yapmak da yapmamak da bilmiyorum demek de…hepsi sizin verdiğiniz kararlardır. Siz neye karar vereceksiniz?

Yeni bir beceri geliştirirken, uzakta bir hayal vardır. O hayalde başarmışsınızdır, beceriniz tamdır. Ama henüz o hayal çok uzaktadır. Şöyle düşünün, Istanbul’dan İspanya’ya arabayla gitmeye karar verdiniz. Bu yolculuk arabayla 35 saat sürer. Hemen beş dakika sonra orada olamazsınız. Yol boyunca saatinize bakarsınız, 1 saat geçti dersiniz, belki 3 saat geçtikten sonra bir mola verir, bir kahve içersiniz, bir yemek yersiniz. Yavaş yavaş azalan sürenizi takip etmek size başarı duygusu verir.

Yazmak da böyledir. Hedefimiz uzakta. Belki yayınlanmak sizin hedefiniz, belki daha iyi yazmak, belki öykü yazabilmektir. Her neyse şu an için uzakta, onu sadece hayal edebilirsiniz. Ama şu andan itibaren yola çıktık… bizi o hedefe yaklaştıran her adımı ödüllendirmeliyiz, ona sevinç duymalıyız. Ay daha çok yolum var, bu yol hiç bitmeyecek diye mızmızlanmanın bir anlamı yok. Onun yerine yaptığınız bir hatayı ikinci defa farklı yaptığınızda, ve bu fark sizi bir adım öteye taşıdığında kendinizi tebrik etmeyi öğrenin. Bir sabah uyanıp kendinize 1000 kelime yazma hedefi koyduysanız ama akşama 500 kelimede kaldıysanız başaramadım yine demeyin. 500 kelimenin sizi hedefinize yaklaştırdığını fark edin ve kendinizi tebrik edin.

Başarısızlık hissettiğiniz anlar, sadece o kadardır…an dır. Onları alıp tereyağını ekmeğe sürer gibi hayatınıza, aylara yıllara yaymayın! Başarmanın, iyi yazmanın bir hapı yoktur. Akşam alıp sabah müthiş yazılara uyanmayacaksınız. Başarılarınızı ödüllendirin, başarısızlık saydıklarınızı yaşayın, bırakın ve yola devam edin.

Evet, şimdi de benim yine en sevdiğim yazı çalışmalarından birini sizinle paylaşmak istiyorum.

Çalışma:

Bu çalışma yine bir serbest yazı çalışmasıdır ancak bu sefer sadece iki tane 15 dakikalık yazı yazacaksınız. Kendi hayatınızdan hikayeler çıkartacaksınız. Yıllardır içinizde anlatılmayı beklemiş o anıları ortaya bir dökeceksiniz. Bir sonraki yazıda 15 dakikalık yazılarınızı ve 6 dakika yazılarını kullanarak nasıl ilerleyeceğinizi anlatıyor olacağım. Şimdi hazırsanız buraya TIKLAYARAK 15 dakikalık yazıları nasıl çalışacağınızla ilgili bilgiyi bilgisayarınıza indirerek başlayın.

Kolay ve keyifli gelsin.
Yeşim

Dördüncü çalışmaya git…

Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
  Bildirim al  
Bildir