Yeni Cağın Hikayesi 3

Tekrar merhaba,

Hala bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Bu Mini Postmodern Hikayeleme Atölyemizin üçüncü videosu. Eğer henüz birinci videoyu izlemediyseniz lütfen önce onu buraya TIKLAYARAK izleyin, ikinci videoya da burayı TIKLAYARAK ulaşabilirsiniz. Ben sizi burada bekliyor olacağım. İzlediyseniz o zaman aşağıdaki resme tıklayarak üçüncü videonuza hemen geçebilirsiniz.

Son videonuz iki gün sonra e-posta kutunuzda olacak. Ayrılmadan önce bizimle görüşlerinizi paylaşmayı unutmayın. Bir sonraki videoda görüşmek üzere

Akın Tek
https://twitter.com/nedesemeskidi
https://www.facebook.com/akin.tek.54
https://www.instagram.com/nedesemeskidi/

OKUMA:
Sait Faik: Haritada Bir Nokta

7
Kimler Neler Demiş?

Please Giriş to comment
6 Yorum sayısı
1 Yorumlara gelen cevaplar
6 Takip edenler
 
En beğenilen yorum
En ateşli yorum
6 Yorum yapanlar
  Bildirim al  
Bildir

Hikaye yazarın kendi hayatında yaşadığı olaylar üzerine yazılmış. Gerçekten yola çıkarak kurmaca bir metin oluşturulmuş. Yazar da Burgazada’da yaşar. Zaman zaman İstanbul’a iner. Ama her seferinde büyük bir özlemle adaya döner. Annesi yazı yazmasını istemez. Düzgün bir işte çalışmasını ister. Yazar burada kendini yazıdan nasıl uzak tutmaya çalıştığını anlattığı bölümlerde kurmacanın sınırları dışına çıkar. Okura metnin bir kurmaca olduğunu hatırlatır böylece. Haritada adalara bakar; hayal kurar. Adada dolaşır. Gördükleri karşısında dayanamaz. Kağıtla kalem alır ve hikaye kurmacanın sınırları dışında sona erer.
“Yazmazsam deli olacaktım.” ifadesi metnin kurmaca olduğunu okura bir kez daha hatırlatır.

“Gerçekten yola çıkarak bir kurmaca metin oluşturmuş” işte kilit bir cümle bu hikayeyi çözmek için. Son videoyu bekleyin. Sonrasında üzerine tartışabiliriz.

Haritada Bir Nokta Bir deneme yazısı gibi başlayıp, o özlem dolu hayallleri sıralayıp ve hepsini ezilen dülger balığıyla yıkıp çıktı. Digression… yine başta ada üstüne kurduğu hayaller, listelemeler vs… mi? Aslında ismi “Haritada Bir Nokta” olan bir yazının hikâye mi, deneme mi olduğunu bilemem. Ve hikâyeye giriş gecikti duygusuna varamam diye düşündüm. Robenson Kruzoe den bahsetmesi metinler arasılık kavramını karşılayacak kadar etkili değil sanırım. Bu hikâye tamamen hayatın temel anlamları olarak kabul ettiğimiz kavramların içlerini kendi ideallerimizle doldurduğumuz ve bunun gerçekle hiç ilgisinin olmadığını gösteriyor. Bu kodlamalar büyük ihtimalle çocukluğumuzun saf bakışından kaynaklanıyor. Yazmasam deli olacaktım, diyerek bitirmesi zaten yazılma… Devamını oku »

Sait Faik bu hikayesinde huzur arayan yalnız bir insan resmediyor. Bir “ütopya” kuruyor ilk önce şehir ve ada kıyaslaması yaparak. Adayı kusursuz bir huzur kaynağı olarak sunuyor. Doğaya dönmenin yolu gibi görüyor. Yazı ilerlediğinde ilk olarak doğa ile ilgili kavramları anne ve baba kavramlarıyla bağdaştırdığına da şahit oluyoruz. Aralarda bunun bir kurmaca olduğunu, yazı yazmak istemediğini hissettiriyor. En sonunda atladığı acı gerçekle yüzleşiyor. İnsan faktörü adada da şehirde de aynı. İnsanın olduğu yerde huzuru bulmak güç. Hak aramak zor. Yazının sonunda yazı yazmayı bile insanın içindeki hırs olarak görüp kızıyor kendine. Okura varlığını hissettiriyor. Robinson’un adası üzerinden ufacık bir metinlerarasılık… Devamını oku »

Sait Faik’i daha önce de okumuştum. Şimdi anlıyorum ki aslında okumamışım. Haritada Bir Nokta’yı ilk okuduğumda şaşırdım. Bir Aşk Hikayesi tadında bir metin bekliyordum. Ne kadar da farklılar diye düşündüm. Onları farklı olabilirler, peki ya ben neden aynısını bekledim? Geniş düşünme aralığı sanırım biraz daha üstü kapalı halde veriliyor. Bizi alenen davet etmiyor yazar ya da kendini eleştiren bir üslup bir önceki gibi yok. Oyuncu tavır kendini adalara aşkından gerçeğe geçişte hissettiriyor. Çocukken adaları hayal eden adam büyüyünce orada yaşamayı mı başladı yoksa bu da bir kurgu mu? Yazarın otoritesini sarsan araya girişler yok, aksine gerçekliği pekiştiren canlı betimlemeler fark… Devamını oku »

Haritada bir nokta isimli hikaye ile ilgili düşündüklerimi yanlışlıkla 2. bölüme yazdım. kaçınılmaz olarak Bir Aşk Hikayesi ile ilgili olarak da buraya yazacağım; “”Bir Aşk Hikayesi”, modernizmin, kendiliğindenlik, dışarıdan gelene rağmen kendin olanı yaratma olgusuna sağlam bir örnek gibi geldi. Özellikle dindarların ne düşüneceğinin öne sürülmesi, yazmak istemem, ama ya istiyorsam gibi ikilemler ve sonunda ne idüğü belirsiz bir hikayenin (Üç kahramanlı olması nedeniyle böyle dedim; biri zengin oğlan, biri veremli aşık, biride sonunda orospu olan kadın) klasik ve sanki gerçek olan/olması gereken buymuş gibi bitirilmesi sarsıcı. Kendi beninin üstünü örtüp, olması gerekeni ya da doğru olanı/kabul edileni sürekli karşımıza… Devamını oku »

Gerçek hayattan yola çıkarak yazılan hikayede yazar yazma hırsını hayattaki diğer şeylere duyulan hırsla karşılaştırarak anlatıyor. oyuncu bir tavır yok. Balıkçıların gerçek hayatlarını yazmış. Ada ile ilgili düşünceleri de gerçek hayattan alınmış. Bunlar asıl konuya girişi biraz ertelemiş. Hikayenin yazıldığını yazma ile ilgili bölümlerden anlıyoruz. Bu bölümlerde yazar okura hikayenin kurmaca olduğunu hatırlatıyor. Bu hatırlatma ile metin içinde balıkçıların durumu yeni bir boyut kazanıyor. Anlatıcının gözlemleri sonucunda gördüğü olaylar, içinde karşı konulmaz bir yazma arzusu uyandırıyor. “Yazmasam deli olacaktım” diyerek metnin kurmaca olduğunu bir kez daha vurguluyor. Felsefi tartışma hırs konusu üzerine olabilir.